Yazar: Gamze Kocabayır

Sırbistan’daki Protestolar Üzerine Devrimci Perspektifler

Sırbistan bugün, otoriter Vučić rejiminin yarattığı derin siyasal krizle sarsılıyor. 2012’den bu yana iktidarda olan Vučić ve Sırp İlerleme Partisi (SNS), ülkeyi giderek daha sert bir otoriterleşme rejimine sürükledi: seçimlerin sistematik biçimde manipüle edilmesi, medya tekelleşmesi, yargının siyasallaşması ve yolsuzluğun rejimsel bir mekanizma haline gelmesi, bu krizin temel karakterini oluşturuyor. Ancak bugünkü politik bunalımı yalnızca Vučić’in otoriterliğine indirgemek yanıltıcı olur. Bu kriz, Yugoslavya’nın çözülüşü ve Balkanlara kapitalist ilişkilerin girişinin doğrudan bir ürünüdür. 1990’larda “piyasa reformları” ve özelleştirmeler, bölge halklarına refah değil; işsizlik, yoksulluk ve sosyal devletin çöküşünü getirdi. Kapitalistleşme süreci aynı zamanda milliyetçi burjuvazilerin yükselişine, etnik savaşlara ve devletlerin...

Devamını Oku

Sosyal Devletin Yasını Tutmak mı, İşçi Devleti İçin Savaşmak mı?

Neoliberalizme karşı eleştirilerin muğlaklığına devrimci bir yanıt 1. Neoliberalizm Nefreti Yeter mi? Son yıllarda muhalif çevrelerde neoliberalizme karşı büyüyen eleştiri dalgası, dikkatle izlenmesi gereken bir ideolojik yönelim barındırıyor. Emek sömürüsünün derinleşmesi, doğanın yağmalanması, kamusal hizmetlerin piyasalaşması ve halk sınıflarının güvencesizleşmesi karşısında yükselen tepki, çoğu zaman “neoliberal düzenin çöküşü” ya da “piyasa şımarıklığının sonu” gibi temsillerle dile getiriliyor. Ancak bu anlatımın temelinde önemli bir yanılsama yer alıyor: Kapitalizmin kriziyle neoliberalizmin krizinin özdeş görülmesi. Bu eleştirilerde sıkça karşılaşılan bir alt metin vardır: > “Eskiden devlet halkı gözetirdi; şimdi ise onu terk etti. Sosyal devlet gitti, vahşi piyasa geldi.” Bu yaklaşım, kapitalizmin...

Devamını Oku

Ormanlar Yanıyor, Devlet Kâr Elde Ediyor: Kapitalist Kundakçılığı Devrimle Söndürelim!

YANGIN MI, YIKIM MI? Temmuz 2025’in son haftasında Türkiye, adeta aynı anda tutuşturulmuş bir yangın cehennemine döndü. Bursa, Karabük, Uşak, Lice, Maraş, Antalya ve Elazığ’da aynı gün içinde büyük orman yangınları çıktı. Bazı yerleşim yerleri tamamen tahliye edildi. Binlerce insan evlerinden, hayvanlar ormanlardan, ağaçlar ise köklerinden koparıldı. Havanın boğucu sıcaklığına kül ve öfke karıştı. Televizyon ekranlarından yine aynı cümleler yankılandı: “Olay kontrol altında, yangın doğal bir felaket.” Kontrol altına alınmış yangın şu anlama gelir yanacak yer kalmadı, yangın sönümlenmeye başladı. Ama biz bu yangını yıllardır tanıyoruz. Çünkü bu, yalnızca bir doğa olayı değil; kapitalist kâr düzeninin sistematik ve örgütlü...

Devamını Oku

Akkuyu’da Ne Oluyor? Taşeron Köleliği, Devlet Terörü ve Sınıf Savaşı

Patronlara Para, İşçiye Cop: Devletin Sınıfsal Tarafı Belli! Mersin’in Gülnar ilçesinde inşası süren Akkuyu Nükleer Güç Santrali, sadece bir enerji projesi değil; Türkiye kapitalizminin, devlet-sermaye işbirliğinin ve işçi sınıfına yönelen baskının en net fotoğraflarından biridir. 22 Temmuz 2025 sabahı, Akkuyu’da çalışan yüzlerce işçi üç aydır ödenmeyen maaşlarını talep ederek eylem yaptı. Eyleme devlet jandarma eliyle müdahale etti: Cop, gözaltı, ablukayla. Maaşı ödenmeyen işçi suçlu ilan edildi, taşeron firmanın adını bile anmayan burjuva medyada ise tek satır haber yapılmadı. Yer Akkuyu. Firma taşeron. İşçi Türkiye’den, Orta Asya’dan. İşçi emeğiyle yaşıyor, patron servetiyle. Devlet bir kez daha hangi sınıfın devleti olduğunu...

Devamını Oku

Bavula Sığan Bir Beden, Sessizliğe Sığmayan Bir Çığlık: Kadınlar Ölüyor, Devlet İzliyor

Ayşe Tokyaz Cinayeti ve Kadın Katliamlarının Politik Anatomisi İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde, 23 yaşındaki Ayşe Tokyaz’ın cansız bedeni bir bavulun içine konulmuş halde bulundu. Erkek arkadaşı tarafından öldürüldüğü belirlenen genç kadının bedeni, valizin içine sıkıştırılarak yol kenarına bırakıldı. Katil günlerce serbestçe dolaştı. Cinayet medyada yalnızca birkaç satırla yer buldu. Ne yerel yönetimlerden ne siyasi iktidardan ne de muhalefet partilerinden güçlü bir ses yükseldi. Toplumun geniş kesimi ise sessizdi. Bu sessizlik yeni değil. Bu, kadın katliamlarının normalleştiği, kanıksandığı, hatta meşrulaştırıldığı bir toplumsal çürümenin ürünüdür. Ayşe Tokyaz’ın bavula sığdırılmış bedeni, yalnızca bireysel bir vahşeti değil, sistematik ve siyasal bir düzenin sonuçlarını temsil...

Devamını Oku