Erdoğan iktidarı yıllardır otoyol, köprü ve tünellerle; bu projelere aktarılan rekor bütçelerle övünüyor. Yol, köprü, tünel kısacası büyük inşaat projeleri Erdoğan iktidarının neredeyse sembolü durumuna gelmiştir. Ancak kış mevsiminin gelmesiyle birlikte etkili olan kar yağışı, bu “şatafatlı altyapı” söyleminin içinin ne kadar boş olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Yurdun dört bir yanında hayat adeta durma noktasına geldi.
Doğu ve Güneydoğu’da 7 ilde 2 bin 539 yerleşim yeri ulaşıma kapanırken, Karadeniz’de 5 ilde yaklaşık 1.500 yerleşim yeri aynı kaderi paylaştı. Köyler, ilçeler ve hatta ana ulaşım hatları günlerce kapalı kaldı; yurttaşlar temel ihtiyaçlara erişemedi.
Tablo açık: Kamu kaynakları halkın ihtiyaçları için değil, müteahhitlerin kasası için seferber ediliyor. 2026 yılında müteahhitlere hazineden ödenecek tutar 101 milyar TL iken, karla mücadele dahil tüm personelin bütçeden aldığı pay yalnızca %1 düzeyinde. Karayolları ödeneğinin geçen yıllara göre artış oranı ise sadece %11. Yani yol var ama bakım yok, bütçe var ama emekçiye yok.
Üstelik karla mücadelede yaygın taşeronlaştırma, sorunu daha da derinleştiriyor. Kalifiye personel sayısı azalıyor, deneyimli işçiler tasfiye ediliyor, çalışan işçi sayısı her yıl düşüyor. Taşeron düzeni; güvencesiz, düşük ücretli ve yetersiz ekipmanla çalışan işçileri dayatırken, kamusal hizmetin sürekliliğini ve etkinliğini de baltalıyor. Sonuç olarak karla mücadele aksıyor, faturası yine emekçilere ve halka kesiliyor.
Bu tablo bir “doğal afet” meselesi değil; bilinçli bir sınıf tercihinin sonucudur. Kaynaklar halkın güvenliği ve yaşamı için değil, sermayenin kârı için kullanıldıkça; her kar yağışı, her yağmur ve her deprem aynı yıkımı yeniden üretecektir. İktidar sermaye sınıfının elinde kalmaya devam ettikçe her kar,her deprem, her doğa olayında işçiler, emekçiler, köylüler, yoksullar sefalet içinde kıvranmaya devam edecektir.
Yaşananlar kader, ihmal ya da “olağanüstü hava koşulları” değildir. Bu tablo, kamusal hizmetlerin tasfiye edilip sermayeye devredilmesinin, taşeron düzeninin ve kâr odaklı altyapı politikalarının doğrudan sonucudur. Yol yapan ama yolu açamayan; köprü övünüp köylere ulaşamayan bir düzenle karşı karşıyayız.
Karla mücadele başta olmak üzere tüm ulaştırma ve altyapı hizmetleri taşerondan arındırılmalı, kalıcı ve güvenceli kadrolar oluşturulmalıdır. Karayolları, belediyeler ve ilgili tüm birimler işçi denetiminde kamulaştırılmalı; bütçe önceliği müteahhitlere değil, emekçilere ve halkın güvenliğine verilmelidir. Deneyimli personelin tasfiyesi durdurulmalı, teknik donanım ve ekipman eksikleri derhal giderilmelidir.
Bugün kar yağışıyla kilitlenen yollar, yarın başka bir krizle aynı sınıfsal tercihin bedelini ödetmeye devam edecektir. Bu nedenle çözüm, tek tek önlemlerden ibaret değil; sermaye düzenine karşı emekçilerin kolektif mücadelesindedir. Kamusal hizmetler kâr için değil, yaşam için örgütlenmelidir.
Müteahhitlere değil halka bütçe!
Taşeron düzenine son!
Kamusal hizmetler işçi denetiminde kamulaştırılsın!