Bu satırları, havasız, yağ kokusu ve dumanın eksik olmadığı, insanî çalışma koşullarının bulunmadığı, sıcaklığın 50 dereceyi bulduğu bir restoran mutfağından yazıyorum.
Günde ortalama 10-12 saat çalışıyoruz. Sistematik şekilde fazla mesai yapıyoruz. Ama ücretlerimiz, olması gereken %50 zamlı mesai ücretiyle değil, normal saat üzerinden ödeniyor.
Bu doğrudan hak gaspı. Bu yasal değil, bu insanî değil, bu sınıfsaldır!

Mutfakta sıcaklık 50 dereceyi buluyor. Klimalar var ama çalışmıyor. Tamir edilmiyor. Çünkü kâr önemli, işçinin sağlığı değil!
Sıcaktan dolayı sürekli su içiyoruz, bu da iştahımızı kapatıyor. Yemek yiyemiyoruz. Hızla kilo veriyoruz. Bu, doğrudan sağlığımızla oynamaktır.

Restoranda elektrik panosu sürekli atıyor, kaçak var. Panoyu bize, işçilere açtırıyorlar.
Her an elektrik çarpma tehlikesiyle burun burunayız.
Tamirciler “Bir gün dükkan kapanmalı, yoksa çözülmez” diyor.
Patronun cevabı ne?

> “Dükkan bir gün bile kapanamaz!”

Çünkü para duramaz, ama işçinin ölmesi sorun değil!

Elektrikler kesildiğinde, telefon ışığında sipariş hazırlıyoruz.
Karanlıkta, yağın içinde, bıçağın ucunda çalışıyoruz.
Bir kıvılcım, bir yanlış adım… ve iş kazası kapıda.
Ama kime ne? Patronlara göre her şey “Hallederiz abi”yle geçiştiriliyor.

Tuvaletler tıkanık. Lağım kokusu mutfağa kadar geliyor. Ama yine de çalışıyoruz.
Hijyen yok, güvenlik yok, ama “müşteri memnuniyeti” naraları bol.
Bizim memnuniyetimizi soran yok. Her şey ama her şey ciro için, daha fazla kâr için.

Patron, kameralarla bizi izliyor.
İş olmadığı zaman kısa bir mola verdiğimizde hemen müdürü arayıp emir veriyor:

> “Kimse oturmasın! İş yoksa temizlik yapılsın, ama kimse oturmasın!”

Anlattıklarım yalnızca bizim işyerimizin hikâyesi değil.
Yalnızca bu sektörün hikâyesi de değil.
Bu, işçi sınıfının hikâyesidir.

Örgütsüz işçi, köle olmaya mahkûmdur.
Ama biz köle olmayacağız!
Çanakkale Kepez’de, bu restoranda biz, OLEY-BİR saflarında örgütleniyoruz!
Direniyoruz!
Çünkü sadece şikâyet ederek değil, ancak örgütlenerek kazanabiliriz!

Buradan tüm restoran işçilerine sesleniyorum:

Yalnız değilsiniz! Artık OLEY-BİR var!
Bu köleliğe hep birlikte son vereceğiz!
Örgütlüysek her şeyiz, örgütsüzsek hiçbir şey!

Çanakkale Kepez’den bir Resteurant işçisi