Biz 16 kadın, 11 aydır direnişteyiz.
Sadece işimizi değil, onurumuzu, emeğimizi, geleceğimizi savunuyoruz.
İşten çıkarıldığımız günden bugüne kadar belediye binasının önünde sabahladık, ilçe binasında sesimizi duyurmaya çalıştık, il binasında yüzümüzü döndük…
Ve en sonunda, CHP Genel Merkezi’ne 700 kilometrelik yürüyüşle geldik.

Çünkü biliyoruz:
Bu yürüyüş, sadece Ankara’ya değil; hakkaniyete, adalete, emeğe doğrudur.

CHP’ye dedik ki:

> “Cumhuriyetin ikinci yüzyılında eğer yönünü emeğe dönersen, halkın gerçek sorunlarına kulak verirsen, bu ülkenin milyonlarını açlıktan, yoksulluktan kurtarmak için çözüm üretirsen kazanırsın.”

Ama biz ne yazık ki, bu ülkenin ana muhalefet partisinin önünde kendi hikâyemizi anlatmak zorunda kaldık.
İsterdik ki bizler her gün CHP Genel Merkezi’nin önünde beklemeyelim de,
CHP’nin Yoksulluğa Karşı Direniş Mitingleri olsun…
O mitinglerde bizler kürsüde konuşalım, anlatalım yaşadığımızı.
Anlatalım gıda poşetini markette bırakmanın ne demek olduğunu,
Anlatalım okul servisi parasını çıkaramamanın ne demek olduğunu,
Anlatalım çocuklarımızın önünde kahvaltı yapamadan evden çıkmanın utancını.

Ama olmadı.
Çünkü bu ülkede siyaset yavaş dönüyor.
Ve ne yazık ki çoğu zaman yukarıdan aşağıya bakıyor.
Biz ise tam tersi, hayatın içinden, aşağıdan yukarıya sesleniyoruz.

Bu süreçte çok şey öğrendik.
Şunu gördük:
Eğer susarsan, eğer “ne yapalım, kader” dersen, eğer sesini çıkarmazsan…
Emeğin değersizleşiyor.
Yok sayılıyorsun.
Bir gün geliyor, sabah mesaide olan işçi, öğlen kapının önünde buluyor kendini.
Ne savunma hakkı, ne insanca bir açıklama…
Yalnızca suskunluk, yalnızca kibir.

Ama biz 16 kadın susmadık.
Teslim olmadık.
Boyun eğmedik.

Çünkü biz bu ülkede Mehmet Şimşek’in kemer sıkma politikalarına da,
Belediyelerin güvencesiz taşeron düzenine de teslim olacak durumda değiliz.
Çünkü biz bu ülkenin çöpünü toplayan, sokağını temizleyen, parkını düzenleyen emekçileriz.
Ve en çok biz biliriz bu düzeni kim ayakta tutuyor, kim sırtında taşıyor.

Biz işimizi geri istiyoruz.
Ama sadece bir maaş değil talebimiz.
Biz adalet istiyoruz.
Hukuksuz bir şekilde kapı önüne konduk.
Mahkemeler “bu işten atma haksız” dedi.
Ama karar uygulanmadı.
Emeğimizle oynandı.
Yasa çiğnendi.
Göz göre göre, bilerek, isteyerek…

İşte bu yüzden direniyoruz.
Ve direnmeye devam edeceğiz.

Bugün buradaysak yalnız değiliz.
Bugün sesimiz daha gür çıkıyorsa, bunun nedeni yanımızda yürüyen, bizimle omuz omuza duran dostlarımızdır.

Bugün buraya kadar gelip direnişimizi sahiplenen, emeğin onurunu savunan
– DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk’a,
– Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren’e,
– Devrimci Parti Ankara İl Başkanı Mustafa Uğur Akkaya’ya
yürekten teşekkür ederiz.
Bu dayanışmayı unutmayacağız.
Çünkü bu mücadele sadece 16 kadının değil;
Bu, Türkiye’de sendikalaştığı için işten atılan binlerce emekçinin,
Güvencesizliğe mahkûm edilen milyonların,
Çocuklarına bir lokma ekmek götürmeye çalışan tüm kadınların mücadelesidir.

Ve buradan bir kez daha sesleniyoruz:

> İşimizi geri alana kadar, bu mücadeleyi bırakmayacağız.
Geri adım atmayacağız.
Susmayacağız.
Çünkü biz haklıyız.
Çünkü biz kadınız.
Çünkü biz işçiyiz.
Ve biz kazanacağız.

Çiğli kazanacak, emek kazanacak!