Bugün 3 Haziran.
İşçi sınıfının büyük komünist şairi, dünya halklarının devrimci ozanı Nazım Hikmet Ran’ın ölüm yıldönümü.
3 Haziran 1963’te, sürgünde Moskova’da hayata gözlerini yumdu. Ama dizeleri, fikirleri ve devrimci mücadelesi hâlâ yaşıyor, hâlâ yol gösteriyor.
Nazım Hikmet yalnızca bir edebiyatçı değil; sömürü düzenine karşı kalemiyle savaşan, zincire vurulmuş halkların kurtuluşu için yazan ve yaşayan bir komünistti. Bugün hâlâ;
> “En güzel deniz:
henüz gidilmemiş olandır…
En güzel günlerimiz:
henüz yaşamadıklarımız…”
dizeleri, umutla karılmış bir devrimci geleceğin çağrısı olarak yankılanıyor.
Bugün Nazım’ı anmak;
— Sansürlenen, bastırılan, işten atılan işçilerin sesi olmak demektir.
— Savaşlara, sömürüye, emperyalizme karşı mücadeleyi büyütmek demektir.
— Komünist bir dünya düşününü yalnızca şiirlerde değil, örgütlü mücadelede yaşatmak demektir.
Ve onun sesiyle haykırıyoruz:
> Düşmesin bizimle yola evinde ağlayanların
gözyaşlarını boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar.
Bıraksınlar peşinizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar.
İşte şu güneşten ateşte milyonlarca kızıl yürek yanıyor.
Sen de çıkar göğüs kafesinden yüreğini,
yüreğini yüreğimizin yanına at,
yüreğini güneşe at!
Merdivenlerin çengellerini yıldızlara aşarak,
ölülerimizin başlarına basarak yükseliyoruz güne doğru.
Ölenler dövüşerek öldüler, güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya.
Akın var, akın, güneşe akın!
Güneşi zapt edeceğiz, güneşin zaptı ya akın!