Kapitalist sistem varlığını emek sömürüsü ve yeryüzündeki tüm kaynakların talan edilmesi üzerinden sürdürmektedir. Bu sistem, her alanda attığı tüm adımları kâr amacı güderek gerçekleştirmektedir. Bu sistem dünyayı ceheneme çevirmektedir. Sürekli olarak eşitsizlik, adaletsizlik üretmektedir. Sermaye düzeni ırkçı, cinsiyetçi, doğa düşmanı ve homofobiktir. Bu durum öyle bir noktaya gelmiştir ki, gezegenimizi hızla barbarlık içinde yok oluşa sürüklemektedir. Dünyanın en zengin 8 kişisinin servetinin toplamı, en yoksul 3.6 milyar insanın servetinden daha fazladır. Dünya nufusunun tamamına yetecek kadar gıda üretimi vardır; ancak dünyanın %11’i, yani 800 milyon açlığa mahkum edilmiştir. 1.8 milyon insan temiz sudan mahrum şekilde yaşamaktadır. SSCB’nin kapitalizme entgrasyonundan sonra sosyalizmin öldüğünün, sınıflar mücadelesinin bittiğinin propogandası küresel çapta yapıldı. Lakin hayatın gerçekleri hiçte burjuva ideologların öne sürdüğü paradigmaları çürüttü. Savaşlar, yıkımlar, açlık, yoksulluk hızla artmaya başladı. SSCB’nin kapitalizme entegrasyonundan sonra birçok sosyalist akım, parti, grup, reformizme, sosyal demokrasinin saflarına yelken açtı. Sınıf mücadelesi yerine, yeni hareketler adı altında farklı arayışlar içine girildi. Bu durum parti anlayışlarında da köklü revizyonları beraberinde getirdi. Bolşevik tipte devrimci parti modelinin miladını doldurduğu öne sürüldü. Bir kısım sosyalist gruplarda tarihsel olarak Bolşevik tipte partiyi savunsada bugün pratikte o modeli uygulamayan, legalist, kitleci, kendiliğindenciliğe, kuyrukçuluğa savrulmuştur. Bugün küresel kapitalizmin yıkımına karşı sadece 2019 yılında Latin America’dan Asya’ya, Ortadoğu’ya Afrika’ya, Avrupa’ya kadar küresel çapta talepleri ve içerikleri benzeyen ayaklanmalar hızla artmaktadır. Bu ayaklanmalar mevcut rejimleri kökten sarsmakta, mevcut hükümetleri düşürebilmektedir. Fakat bu süreci daha ileriye götürüp, burjuva devlet aygıtlarının ilgasını gerçekleştirip yerlerine emekçi sınıfların özyönetim organlarını yerleştirecek devrimci dönüşüm sürecine ilerletememektedir. İşte burada miladı doldu denilen Bolşevik tipte bir enternasyonalin yokluğu kendisini bariz şekilde hissetirmektedir. Bugün sosyalist dünya devriminin nesnel zemini her zamankinden fazladır. Dünya emekçi sınıfları bunun aracından yoksundur. “İnsanlığın krizi devrimci önderlik krizine indirgenmiştir” Bu makalemizde devrimci partinin temel özellikleri ve görevlerini irdeleyeceğiz.

Devrimci Komünist Partinin Temel Özellikleri ve Görevleri

Devrimci Parti Proletarya Partisidir

Devrimci partinin en temel özelliği işçi sınıfının partisi olmasıdır. Partinin üyeleri, günlük faaliyetleri ve bu faaliyetlerinin merkezi işçi sınıfına dayanmalıdır. Devrimci parti işçi sınıfının en mücadeleci, en militan en bilinçli kesimlerini saflarında örgütlemiş, işçi sınıfının mücadelesinde etkin rol oynuyabilecek düzeyde olması gerekmektedir. Partinin programı ve siyasal doktorinleri ne kadar marksizme dayansada, işçilerden yana bir dünya tasavvur etsede, militanları işçilerden oluşmuyorsa, faaliyet alanları işçi sınıfına dayanmıyorsa, o parti sınıfın devrimci partisi olamamıştır. Üyeleri öğrencilerden, akademisyenlerden, beyaz yakalılardan, küçük burjuvalardan oluşan ve faaliyetlerinin merkezi işçi sınıfına dayanmıyan bir grubun programı ne düzeyde ortodoks marksist olursa olsun ne düzeyde kendisini sınıfın devrimci partisi olarak ilan etsede kötü bir karikatürden başka bir fonksiyonu olmaz. Küçük bir devrimci siyasal grup ilk olarak öğrenci gençlikten aydınlardan oluşabilir. Fakat bu grup sınıfa yönelmeden, faaliyetlerinin merkezine işçi sınıfını koyup, sınıf içinde kök salmadan asla bir devrimci gruba dönüşemez. Bu tarz gruplar genellikle öğrenci gençlik içinde çabuk kitleselleşebilmektedir. Fakat faaliyet alanları işçi sınıfına dayanmayınca, yürütmüş olduğu tüm pratik küçük burjuva kent aydınlarına ve iyi okullarda okuma şanşı edinmiş öğrenci gençliğe Marksizmin haklılığının propogandasını yapıp saflarına aydın devşirmekten başka bir işlev görmemektedir. Sınıfın devrimci partisini kurma hedefiyle yola çıkan bu toplulukların faaliyetleri sınıfa dayanmayınca bolca marksizm üzerine gevezelik yapan entellektüeller ordusuna dönüşmektedir. Hiçbir entellektüelker ordusu, öğrenci hareketi, gerilla teşkilatı, teorileri ve siyasal doktorinleri ne kadar kusursuz olursa olsun asla işçi sınıfı içinde kök salmış devrimci komünist partinin işlevini göremez.

Parti Proletaryanın Öncü Müfreze Birliğidir

İşçi sınıfı tarih sahnesine çıktığından bugüne dek burjuvazi karşısında kendisini savunabilmek için her zaman teşkilatlanma faaliyeti içerisinde bulunmuştur. İşçi teşkilatlanmaları sistemde yaşanan büyük krizler ve devrimci kabarışlar dönemi dışında her zaman sınıfın küçük bir kesmini saflarına katmıştır. Çünkü sistemde yaşanan siyasal ekonomik krizler ve devrimci kabarışlar dönemi dışında her zaman egemen sınıflar, devletin ideolojik aygıtlarını kullanarak kendi fikirlerini ve çıkarlarını tüm toplumun çıkarları olarak sunmaktadırlar. Olaganüstü krizler ve devrimci kabarışlar dönemleri dışında burjuva ideolojisinin hegomonyası hakimdir. İşçi sınıfının içindede sınıf bilincinin gelişimi açısındanda eşitsiz bir gelişim söz konusudur. Bunun sonucu olarak olagan dönemlerde sınıfın ezici çoğunluğunda burjuva ideolojisi hakimdir. O yüzdendir ki, devrimci parti işçi sınıfının en bilinçli, en militan kesimlerinden oluşur. Devrimci parti inşası yolunda sınıf bilinçli işçileri örgütlemeyi hedefler. Bir devrimci grup işçi sınıfının en militan ve en bilinçli kesimini örgütlemeyi hedefler fakat işçi sınıfının tamamının bilinç düzeyini arttırmaya yönelik ajitasyon, propoganda faaliyetindende geri durmaz. Devrimci partinin en temel özelliklerinden biriside işçi sınıfının öncü müfrezesi olmasında yatmaktadır. Fakat öncü parti kavramı o kadar deforme edilmiştir ki, bu gün bu iddiada bulunan bir çok teşkilat ya kendisini sınıf yerine ikame etmektedir yada öncülük adı altında işçi kuyrukçuluğu yapmaktadır. Öncelikle işçi sınıfının öncü devrimci partisi sınıfın dışında duran sınıf adına politikalar üreten entellektüeller elitinden kurulamaz. Sınıfın öncü partisi sınıfın ana gövdesinin içinden çıkan; en militan, en bilinçli marksizmi eylem klavuzu olarak benimsemiş işçiler tarafından kurulur. İşçi sınıfının tüm mücadelerinin fiili örgütleyicisi ve onu ileriye taşıyan, radikalleştiren unsurlarıdır. Sınıfa öncülük, sınıfın dışında kalan bir takım öğrenci gençliğinin ve küçük burjuva kent aydınlarının sınıf için en iyisini biz biliriz edasıyla, dışarıdan sınıfa seslenerek ve sınıf yerine kendi örgütünü ikame ederek verilemez. Öncü partinin fabrikalarda, atölyelerde, şantiyelerde, madenlerde, tarım arazilerinde, sokaklarda, kısaca sınıfın ana gövdesinin içinden kazandığı marksizmi kendisine eylem klavuzu yapmış, kadın ve erkek militan işçilerle sınıfa öncülük eder. Öncü parti sınıfın peşinden koşmaz. İşçi sınıfının gündelik mücadeleri içerisinde yer alır fakat sendika bürokasisinin peşinden sürüklenerek bunu gerçekleştirmez. İşçi sınıfının içinde örgütlenmek ve kitleselleşmek için kendi siyasal doğrularını geri plana itip, sınıfın geri bilincine seslenerek öncülük gerçekleştiremez. İşçi sınıfının öncü partisi sınıfın tüm gündelik mücadelerine katılır fakat her fırsatta sınıfın yaşadığı sorunlar üzerinden sermaye devletini teşhir ederek, devrimci komünist ajitasyon, propoganda ve örgütlenme faaliyeti gerçekleştitir. Henüz parti olamamış küçük devrimci gruplarda, faaliyetini salt ajitasyon propogandaya indirgememelidir. Gücü oranında işçi sınıfının tüm mücadelerine aktif katılım sağlamalıdır. Fakat buradaki amacı sınıf mücadelesi deneyimlerini artırmak, sınıf içinde bağlar kurmak, mücadele alanları içerisinde devrimci komünist ajitasyon, propoganda, örgütlenme alanları açmayı hedeflemelidir. Aksi hâlde sınıfa yönelik tüm faaliyetleri kuyrukçu bir dayanışmacılığa indirgeyen gruba evrilmesi kaçınılmaz bir sondur.

Devrimci Parti Yeraltı Partisidir

Devrimci partinin nihai hedefi, ne burjuva düzen içerisinde bir iktidar değişikliği nede burjuva devlet aygıtlarında resterasyonlar gerçekleştirip, emekçiler lehine bir takım reformlar koparmaktır. Devrimci partinin nihai amacı burjuvaziyi ekonomik ve siyasi olarak mülksüzleştirmek, tüm burjuva devlet aygıtlarının ilgasını gerçekleştirip yerine emekçi sınıfların öz yönetim organlarının iktidarını gerçekleştirmektir. Marks’ın manifestoda belirtiği gibi ” Komünistler görüş ve amaçlarını gizlemeye tenezül etmezler”. Devrimci komünistlerin amacı açıktır: Burjuvazinin hüküm sürdüğü herşeyin ilgasını gerçekleştirmek. Devrimci komünist fikirlerin bir kısmını terk ederek veya yumuşatarak daha kitlesel olup, kestirmeden devrimci partiyi inşa edebileceğini savunmak herşeyden önce açık bir oportonizmdir. Burjuva düzen içerisinde, burjuva demokrasisinin verdiği olanaklar dahilinde devrim yapılacağını savunmak herşeyden önce emekçi kitleleri silahsız bırakmaktır. 70’li yıllarda bunun örneği Şili’de acı bir şekilde tecrübe edilmiştir. Burjuvazinin ve onun devlet kurumlarının, yasalarının hüküm sürdüğü yerde devrim gerçekleşemez. Burjuvazi tüm ordusu, kolluk güçleri, istitbarat birimleri, gizli suç örgütleriyle teşkilatlanarak iktidarını sürdürmektedir. Burjuva demokrasisinin en gelişkin olduğu ülkelerde dahi gerek medya olsun, gereksede partiler, legal işçi teşkilatları burjuvazinin belirlediği kurallar dahilinde faaliyet yürümektedir. Burjuvazinin belirlemiş olduğu kuralların dışına çıkıldığında burjuva devletin yaptırımları gerçekleşir. O yüzdendir ki; devrimci parti burjuva devletin koyduğu kurallara tabi olmadan inşasını gerçekleştirmek zorundadır. Devrimci partinin ana gövdesi illegalite kuralları içinde faaliyet yürüten yeraltı partisi olmak zorundadır. Devrimci parti işçi sınıfının ve ezilenlerin çıkarlarının militan savunucusu olduğunu pratiğin içinde kanıtlamak zorundadır. En sert biçimde gerçekleşecek sınıf mücadelesine , kitlesel isyanlara, devrimci kabarışlara önderlik edebilecek, silahlı ayaklanmaları yönetebilecek düzeyde kendisini hazırlamalıdır. Bu şu anlama gelmemektedir, parti işçi sınıfı içindeki faaliyetlerini askıya alıp, kendi küçük silahlı gruplarını kurup, sınıftan kopuk küçük burjuva radikalizmine dayalı eylem tarzını benimseyemez. Devrimci partinin faaliyetlerinin merkezinde her koşulda işçi sınıfı vardır. Tüm legal alanlarda faaliyet yürütür. Her koşulda ve her alanda işçi sınıfının tabandan gelen militan mücadelesiyle devrimin gerçekleşeceğinin propogandasını yapmaktan geri durmaz. Bunun araçlarınında işçi milislerinden geçtiğini her zaman dile getirir. Devletin kolluk güçlerinin ve faşist çetelerin saldırıları karşısında öz savunma komitelerinin kurulmasına ön ayak olur. Emekçi sınıfların isyanları ve ayaklanmaları dönemlerinde mücadeleyi devrimci bir rotaya sokmak için hızla silahlı bir ayaklanmaya önderlik etme niteliğine sahip olmalıdır. Bir devrimci partinin amacı kendi militanlarının ne kadar savaşçı ve gözükara olduğunu kanıtlamak değildir. Devrimci partinin amacı emekçi sınıfları militanlaştırmak ve kararlı radikal bir mücadelenin içine sokarak onlara önderlik etmektir. O yüzdendir ki devrimci partinin ana gövdesi işçi sınıfının, ezilenlerin içinde olmakla birlikte illegalite kurallarını uygulayan legal alanlarda aktif çalışabilen yeraltı partisi olmak zorundadır.

Devrimci Parti Demokratik Merkeziyetçilik İlkesine Göre Faaliyet Yürütür

Demokratik merkeziyetçilik devrimci partiyi var eden ana unsurlardan biridir. Demokratik merkeziyetçilik ilkesi partinin iç işleyişini ve çalışma tarzını belirleyen temel unsurların düğümlendiği ilkedir. Bir partinin iç işleyişi ve çalışma tarzı tasavvur ettiği iktidar biçmine benzemek zorundadır. Emekçi sınıfların özyönetim organları ( Sovyet, komite, konsey) aracılığıyla iktidarı savunan bir partinin, devrimci grubun iç işleyişi ve çalışma tarzıda bunu yansıtmak zorundadır. Aksi hâlde hem sınıfa hem kendi militanlarına ve sempatizanlarına yabancılaşma süreci kaçınılmaz olur. Bunun sonucu olarakta bürokasinin partiyi ele geçirme süreci başlar. Partide demokrasi esas olmalıdır, politik kararlar ve örgütsel faaliyetlerin belirlenmesi küçük bir merkez komite azınlığı tarafından alınmalıdır. Devrimci parti demokrasiyi esas almalıdır. Çünkü parti içi demokratik aygıtlar geliştiği ölçüde partinin niteliksel gelişimi gerçekleşir. Unutulmaması gereken durum şudur ki; parti sınıfın üstünde bir elitler tabakası veya nihai bir amaç değildir. Parti yalnızca işçi sınıfının kurtuluşu ve devrim için gerekli olan araçtır. Eğer partide demokrasi ve özgür tartışma ortamı yoksa, partinin siyaset üretme sürecinde parti tabanındaki işçilerin bir rolü yoksa, yalnızca küçük bir merkez komite tarafından kararlar alınıyorsa, o parti işçi sınıfının somut durumuna cevap verecek, müdahil olacak politikalar üretemez. Çünkü işçi sınıfının somut ihtiyaçlarını, burjuvazinin politikalarına karşı nasıl refleksler verdiğini, neye hazır olup olmadıklarını bir takım entellektüel gevezeler değil, ancak onlarla aynı hayatı yaşıyan, aynı kaygıları olanlar bilebilir. O yüzdendir ki faaliyetlerinin merkezi ve üyelerinin ezici çoğunluğu emekçi sınıflara dayanmayan, siyaset üretim sürecinde parti tabanının asli özne olmadığı bir parti dünyanın en iyi teorisyenlerindende oluşsa işçi sınıfının somut ihtiyaçlarına cevap verecek devrimci politikayı ve pratiği ortaya koyamaz.

Kapitalist sistem içerisinde bir işçi iş yerinde ürettiği herşeye yabancılaşmıştır. Ne ürettiğinin sahibidir nede üretim sürecinin örgütlenmesinde bir söz hakkına sahiptir. Aynı şekilde yaşadığı ülkenin yönetimindede hiçbir söz hakına ve değere sahip değildir. Yalnızca seçim zamanları oy istenirken hatırlanır. İşçi mücadelesini sistem içinde tutmak, pasifize etme, patronlar için emniyet kemeri işlevi gören sendikalarda bürokasinin mutlak hakimiyeti vardır. Sendikal bürokaside işçilere söz, karar yetki hakkını sürekli kapatmaya çalışır. İşçiler burada da asli özne değildir. Hayatın her alanında hiçbir söz hakkı olmayan, her alanda nesne olan işçi sınıfının asli özne olabileceği tek yer kendi öz teşkilatı olan partisidir. Eğer devrimci parti içindede işçilerin, emekçilerin söz, karar, yetki hakları yoksa, orada da onların adına entellektüeller kastından oluşan küçük bir merkez komite karar veriyorsa, hayatın tüm alanlarında başlıyan yabancılaşma kendi öz teşkilatı olarak gördüğü partisindede başlar. Bu yabancılaşmanın sonucu ise kendisinin karar alış sürecinde bulunmadığı fakat pratik faaliyetini kendisinin yürüttüğü bir işleyiş başlar. Burada da yöneten ve yönetilen sınıfı ortaya çıkmış olur. Yönetilen parti tabanı kendisine sorulmadan alınmış kararların faaliyetini yürütürken devrimci motivasyon yerini memuriyet ilişkilerine bırakır. Bu sürecin kurumsallaşmasıda, partinin kendi iç işleyişinde karşı çıktığı düzene benzemeye başlar. Bir devrimci grubun, partinin temel görevlerinden biriside, kendi kendisini sürekli olarak örgütlemesidir. Yeni hedefler, yeni mevziler kazanmak için tüm parti ve çevresini bu hedefler doğrultusunda kollektif seferberlikler içerisine sokmalıdır. Bir parti tüm militanlarının, sempatizanlarının tecrübe, birikim ve niteliğini arttırması zorunluluktur. Bunun yoluda demokratik işleyişten geçmektedir. Demokratik işleyiş eksikse partinin üye ve sempatizanları kendi yaşam ve çalışma alanlarına müdahale edecek, insiyatif geliştirecek, emekçi kitlelerin öz örgütlerinin inşasını gerçekleştiremiyecektir. Bunun için parti yönetiminin insiyatif alıp, müdahil olmasını bekleyecektir. Demokratiklik tek başına yeterli bir unsur değildir. Eğer bu demokratikliğin yanında birde eylemde birliği sağlayan merkeziyetçilik yoksa, parti bir taştışma klubünden öteye gidemez. Bu demokrasinin yanında merkeziyetçilik zorunluluktur. Çünkü partinin savaştığı burjuva sınıfı kendisini devlet olarak tüm aygıtlarıyla tepeden tırnağa merkezi bir biçimde örgütlemiştir. Burjuvaziye karşı yürütülen tüm mücadelerde( en basit bir grevde) eğer merkezi ve disiplinli bir birlik yoksa yenilgi kaçınılmazdır. O yüzdendir ki tartışmalarda ve parti politikalarının belirlenmesindeki demokratiklik eylemde merkezi bir örgütlülüğe dönülmesi zorunluluktur.

Devrimci Parti Her Koşulda Sınıfın Bağımsız Politik Hattını Savunur

Devrimci parti Bolşevizmin tarihsel öğretilerini kendisine referans alır. Her koşulda işçi sınıfının tarihsel çıkarlarının savunucusudur. Devrimci parti işçi sınıfını küresel bir sınıf olarak ele almakla birlikte, sınıfın bir kısmının değil tamamının savunucusudur. Bu yüzdendir ki, devrimci parti küresel düzeyde tüm ayrıcalıklara, hegomonyalara ve iktidarlara karşı çıkar. Çünkü nihai hedefi sınıfsız, sömürüsüz, hudutsuz, patronsuz bir dünya inşa etmektir. Tüm faaliyetleri ve gündelik gelişmelere müdahil oluşu bu perspektif doğrultusunda gerçekleşir. O yüzdendir ki devrimci parti her konuda, her gündemde işçi sınıfının bağımsız sınıf hattını savunur. Her gelişme karşısında aldığı pozisyonlarla burjuvazinin siyasal temsilcilerinden, reformistlerden, milliyetçilerden, sosyal yurtsever ve merkezcilerden ayırt ediciliğini bariz şekilde gösterir. Devrimci parti hiçbir koşulda ve durumda burjuvazinin herhangi bir kanadıyla ittifak içerisinde bulunmaz, onu desteklemez. Kısacası devrimci partinin şiarı “Sınıfa Karşı Sınıf ! Düzene Karşı Devrim” dir.

Devrimci Parti İşçi Sınıfının Birliği İçin Savaşır

Devrimci partinin zafer kazanmasının ana koşullarından biriside işçi sınıfının birliğini sağlamak için savaşmaktır. Burjuvazinin iktidarını devam ettirmesini sağlayan ana etmenlerden biriside işçi sınıfının içinde oluşan sunni bölünmelerdir. Burjuvazi bu bölünmüşlükleri sürekli olarak canlı tutmaya çalışır. Sınıf bilincinin gelişmediği koşullarda işçiler burjuvazinin yaratmış olduğu sunni bölünmelerle birbirlerine karşı savaşır. O yüzdendir ki; partinin sınıf birliğini sağlama savaşının temelinde sınıf bilincini yeşertmek olmalıdır. Malesefki bugün sosyalist solun hatrı sayılır bir kısmı sınıf bilincinden sendikal bilinci anlamakta, hedef olarakta işçilerin ekonomik temelli haklar ve reformlar kazanmasını mücadelesinin merkezine koymaktadır. Bu durumda sınıf içindeki bölünmeleri ortadan kaldırmaya yönelik faaliyeti es geçmektedir. Sınıf mücadelesinden yalnızca sendikal mücadeleyi anlayan hateketler asla işçi sınıfının birliğini sağlayamaz. Çünkü sendikalaşmanın en gelişmiş olduğu ülkelerde dahi, sendikalı işçi oranı %30’u geçmez. Sendikalı işçilerde genelde görece sınıfın güvenceli işe sahip kısımlarından oluşmaktadır. Sendikal mücadelede her dönem bürokasi tarafından iş yeri düzeyine hapsedilmeye çalışılır. O yüzdendir ki sendikal perspektif temelli birliğin temeli iş yeri düzeyinde veya en fazla sektör düzeyindeki güvenceli, kadrolu işçiler arasında kalmaktadır. Devrimci parti küresel düzeyde sınıfın tamamının birliğini sağlamak için savaşır. Bu amaç doğrultusunda devrimci parti en radikal şekilde her koşulda sınıfın içinde yaratılan tüm bölünmelere karşı kesintisiz savaş halinde olmak zorundadır. İşçi sınıfının içindeki tüm bölünmelere, ırk, milliyet ayrımlarına, göçmen, mülteci, yerli, vasıflı vasıfsız, kadrolu, taşeron, işsiz, çalışan, sigortalı, sigortasız, genç, yaşlı vb tüm ayrımlara pirim vermezler. Mücadelenin her alanında, ortaya atılan tüm taleplerde sınıfın bir kısmını değil, tüm kesiminin birliğini sağlamaya yönelik mücadele yürütür. Devrimci parti sınıfın günlük mücadelesinde ilkekerden ödün vermemek adına, ultrasol sekter şöylemlerle sınıfın birliğinin bozulmasına izin vermemelidir. Sınıfın ihtiyaçlarına yönelik olarak, reformist, sendikalist önderliklerle “birleşik işçi cephesi” kurabilmenin yolunu aramalıdır. Buradaki amaç sınıfın tüm kesimlerini birleşik bir mücadele içine sokmak ve birlikte yürüyüp ayrı vurmaktır. Devrimci parti, reformist, sosyal demokrat, sosyal yurtsever ve gerici sendikaların etkisi altındaki işçi sınıfıyla arasına duvar örmez. Onların sınıfsal önderliklerinin ihanetlerini teşhir edip, etkisi altındaki işçi sınıfını kazanmak için sistematik faaliyet yürütür. Devrimci parti işçi sınıfının geri bilincine sahip olan kesimleri kazanmak ve onlara hoş görünmek adına, programını yumuşatmaz, sınıfın geri bilincine seslenmez. Böyle bir tutum sınıfın birliğini sağlamamakla birlikte burjuva ideolojisinin sınıfın içine kök salmasını sağlar. Salt mülteci düşmanlığı veya kürt halkına karşı soven bir damar sınıfın içinde yaygın diye bunun üstüne gitmeyen bir sınıf partisi, sınıfın içinde sovenizmin diri kalmasına yeniden üretilmesine hizmet etmiş olur. Devrimci parti sınıfın geri bilincine karşı sistematik bir şekilde ideolojik mücadele yürütür.

Devrimci Parti İşçi Sınıfının Kızıl Üniversitesidir

Devrimci partinin ana görevlerinden biriside sürekli ve sistematik olarak eğitim faaliyeti içerisinde olmasıdır. Bu eğitim işçi sınıfının eylem klavuzu olan devrimci marksizm temelinde olmalıdır. Devrimci parti veya henüz parti olamamış devrimci grupların asli görevlerinden biriside marksist fikirlerin işçi sınıfı içinde yayılmasını sağlamaktır. Devrimci partiyi inşa etmenin önemli bir faaliyet alanıda işçi öz eğitim gruplarından geçmektedir. Parti herşeyden önce işçi sınıfının tarihsel hafızasıdır, parti olmadan işçi sınıfı kendi tarihini, kendi felsefesini öğrenemez, onu geliştiremez ve haliyle yayamaz. Burjuvazinin ideolojik kuşatması altında kalır. Partinin eğitim çalışmasında ve teori üretim sürecinin temeli nitelik bakımından asla ama asla akademik olmamalıdır. Devrimci partinin görevi aydınlara, akademisyenlere, iyi okullarda eğitim alma imkanını kazanmış öğrenci gençliğe marksizmin haklılığını kanıtlamak değildir. Devrimci partinin görevi, işçi sınıfının bilinç düzeyini yükseltmek, marksizm bilimini kuşanmış proleter militanlar yetiştirmektir. O yüzdendir ki, tüm eğitsel araçlar sınıfın genelinin anlayacağı yalınlıkta ve gündelik hayattan dersler çıkartacak nitelikte olmalıdır. Devrimci partinin siyasal ve ideolojik mücadelesinin temeli işçi öz eğitimlerinden geçmektedir. Devrimci parti işçi sınıfının kızıl üniversitesi olmak zorundadır. Bu işlevi yerine getirmeyen parti, gruplar düzene karşı verdiği siyasal ve ideolojik mücadeleden yenik ayrılmaya mahkumdurlar.

Devrimci Parti Enternasyonal Olmak Zorundadır!

Devrimci parti tüm teorisinde de, güncel siyasetinde de, faaliyetlerinde de, siyasal stratejilerinde de enternasyonal olmak zorundadır. Çünkü mücadele ettiği düzen küresel çapta örgütlü bir sistemdir. Bu yüzdendir ki proletarya küresel bir sınıftır. Proleter devrim sürecide ulusal düzeyde başlayıp küresel düzeyde nihai zaferine ulaşan bir süreçtir. O yüzdendir ki, devrimci partinin inşası yalnızca ulusal düzeyde tamamlanamaz. Devrimci parti inşa sürecide küresel bir süreçtir. İşçi sınıfının teşkilatlanma deneyimleride her zaman küresel düzeyde kendisini var etmiştir. Komünistlerin Birliğinden Dördüncü Enternasyonal’e giden süreç devrimci marksist geleneğin sürekliliğidir. Bu gelenek her zaman işçi sınıfının devrimci partilerini tek bir dünya partisinde somutlayıp, dünya proletaryasına yön veren, kapitalizme karşı sosyalist dünya devriminin otoritesi olmuşlardır. Bugün dünyada böyle bir otorite yoktur. Enternasyonal akımlar, gruplar vardır, fakat dünya işçi sınıfına yön verecek gücü sahip değillerdir. Bugün küresel çapta kapitalizme karşı dünyanın dört bir yanında ayaklanmalar, başkaldırılar, isyanlar mevcuttur. Fakat bu isyanları küresel düzeyde birleştirecek devrimci bir sürece sokup dünya devriminin startını verecek enternasyonal önderlik eksikliği tüm şiddetiyle kendisini göstermektedir. Devrimci parti Sosyalist dünya devrimi hedefini somut pratik faaliyetlerindede göstermeli ve her giriştiği dahil olduğu mücadeleyide bu enternasyonal amaca bağlamak zorundadır. Bunun için devrimci partilerin inşa yolunda yürüttükleri tüm faaliyetleri gerek teorik gerek pratik alanda enternasyonal düzeye taşımak zorundadır. Enternasyonal bir pratikten kaçmak, ulusal perspektifle dünyayı yorumlamanın kaçınılmaz sonu sosyal sovenizm batağına saplanmaktır.

Devrimci Parti Ezilenlerin Mücadelesine Proleter Devrimci Perspektifle Dahil Olur

Devrimci parti ezilenlerin tüm güçlerini işçi sınıfının önderliği altında kapitalizme karşı mücadele için bir araya getirmekle yükümlüdür. Kapitalizm yalnızca işçi sınıfını ve yoksul köylüleri ezmemektedir. Bununla birlikte kadınları, göçmenleri, LGBTİ leri, etnik ve mezhepsel azınlıklarıda ezmekte ve sömürmektedir. Bu kesimlerin üzerinde sürekli baskı ve ötekileştirme politijaları uygulamaktadır. Devrimci parti bu kesimlerin sorunlarına ve onların mücadelerine sırt çeviremez. Özellikle son yıllarda ezilenlerin hareketi toplumsal muhalefetin önemli dinamiği hâline geldi. Sosyalist solda bu hareketlere karşı iki sorunlu eğilim boy göstermektedir. Birinci sorunlu eğilim ezilenlerin mücadelesini küçümseyen veya yüz çeviren eğilimdir. Bu hareketlerin siyasal programlarını, parçalı karakterlerinden dolayı düzen içi olduğunu, sınıf perspektifine sahip olmadığını öne sürerek, bizim asli görevimiz işçi sınıfıdır. Devrimle birlikte ezilenlerinde sorunları çözülecek, o yüzden devrime kadar bizi beklesinler diyen sekter eğilimdir. İkinci sorunlu eğilim ise ezilenlerin oluşturduğu bu dinamiği kıtsayıp, onların kuyruğuna takılıp bu durumu yeni devrimci sınıflar ve dinamikler olarak tanımlayan eğilimdir. Ezilenlerin üzerindeki tüm baskı, ayrımcılık, kutuplaştırmanın sonucu olarak milliyetçilik, ataerkillik, homofobi, gericilik güçlenir. Bu gerici akımların emekçi sınıflarda güçlenmesi burjuvazinin iktidarını ve sömürü mekanizmalarının güçlenmesine yol açar. Devrimci parti tüm ezilenlerin, baskıya, ayrımcılığa uğrayanların yanında yer alarak, burjuva devlete karşı ezilenlerden yana tutum sergilemek asli görevidir. Ezilenlerin mücadelesinin merkezinde doğası gereği uğradığı baskının ve ayrımcılığın son bulması vardır. Bu durumda sistemle hesaplaşmadan uzak, sınıf perspektifinden yoksun, reformist taleplerde somutlanmaktadır. Devrimci partiye olan ihtiyaçta burada da kendisini göstermektedir. Devrimci partinin buradaki görevi salt ezilenlerle dayanışma içinde olmak değildir. Ezilenlerin yaşadığı tüm sorunların kaynağında sermaye düzeninin olduğunu, mevcut burjuva düzenin bu sorunları yeniden ürettiğini anlatmasıdır. Bu sorunlardan kurtuluşun yolununda proleter devrimden geçtiğini , bunun içinde teşkilatlanmak gerektiği perspektifini ezilenlere taşır. Sözün kısası devrimci parti ezilenleri işçi sınıfı saflarında proleter devrim mücadelesine davet eder. Bu amaca uygun talepler ve örgütlenme platformları üreterek ezilenlerin mücadelesine dahil olur.

Devrimci partinin nihai hedefi, ne burjuva düzen içerisinde bir iktidar değişikliği nede burjuva devlet aygıtlarında resterasyonlar gerçekleştirip, emekçiler lehine bir takım reformlar koparmaktır. Devrimci partinin nihai amacı burjuvaziyi ekonomik ve siyasi olarak mülksüzleştirmek, tüm burjuva devlet aygıtlarının ilgasını gerçekleştirip yerine emekçi sınıfların öz yönetim organlarının iktidarını gerçekleştirmektir. Marks’ın manifestoda belirtiği gibi ” Komünistler görüş ve amaçlarını gizlemeye tenezül etmezler”. Devrimci komünistlerin amacı açıktır: Burjuvazinin hüküm sürdüğü herşeyin ilgasını gerçekleştirmek. Devrimci komünist fikirlerin bir kısmını terk ederek veya yumuşatarak daha kitlesel olup, kestirmeden devrimci partiyi inşa edebileceğini savunmak herşeyden önce açık bir oportonizmdir. Burjuva düzen içerisinde, burjuva demokrasisinin verdiği olanaklar dahilinde devrim yapılacağını savunmak herşeyden önce emekçi kitleleri silahsız bırakmaktır. 70’li yıllarda bunun örneği Şili’de acı bir şekilde tecrübe edilmiştir. Burjuvazinin ve onun devlet kurumlarının, yasalarının hüküm sürdüğü yerde devrim gerçekleşemez. Burjuvazi tüm ordusu, kolluk güçleri, istitbarat birimleri, gizli suç örgütleriyle teşkilatlanarak iktidarını sürdürmektedir. Burjuva demokrasisinin en gelişkin olduğu ülkelerde dahi gerek medya olsun, gereksede partiler, legal işçi teşkilatları burjuvazinin belirlediği kurallar dahilinde faaliyet yürümektedir. Burjuvazinin belirlemiş olduğu kuralların dışına çıkıldığında burjuva devletin yaptırımları gerçekleşir. O yüzdendir ki; devrimci parti burjuva devletin koyduğu kurallara tabi olmadan inşasını gerçekleştirmek zorundadır. Devrimci partinin ana gövdesi illegalite kuralları içinde faaliyet yürüten yeraltı partisi olmak zorundadır. Devrimci parti işçi sınıfının ve ezilenlerin çıkarlarının militan savunucusu olduğunu pratiğin içinde kanıtlamak zorundadır. En sert biçimde gerçekleşecek sınıf mücadelesine , kitlesel isyanlara, devrimci kabarışlara önderlik edebilecek, silahlı ayaklanmaları yönetebilecek düzeyde kendisini hazırlamalıdır. Bu şu anlama gelmemektedir, parti işçi sınıfı içindeki faaliyetlerini askıya alıp, kendi küçük silahlı gruplarını kurup, sınıftan kopuk küçük burjuva radikalizmine dayalı eylem tarzını benimseyemez. Devrimci partinin faaliyetlerinin merkezinde her koşulda işçi sınıfı vardır. Tüm legal alanlarda faaliyet yürütür. Her koşulda ve her alanda işçi sınıfının tabandan gelen militan mücadelesiyle devrimin gerçekleşeceğinin propogandasını yapmaktan geri durmaz. Bunun araçlarınında işçi milislerinden geçtiğini her zaman dile getirir. Devletin kolluk güçlerinin ve faşist çetelerin saldırıları karşısında öz savunma komitelerinin kurulmasına ön ayak olur. Emekçi sınıfların isyanları ve ayaklanmaları dönemlerinde mücadeleyi devrimci bir rotaya sokmak için hızla silahlı bir ayaklanmaya önderlik etme niteliğine sahip olmalıdır. Bir devrimci partinin amacı kendi militanlarının ne kadar savaşçı ve gözükara olduğunu kanıtlamak değildir. Devrimci partinin amacı emekçi sınıfları militanlaştırmak ve kararlı radikal bir mücadelenin içine sokarak onlara önderlik etmektir. O yüzdendir ki devrimci partinin ana gövdesi işçi sınıfının, ezilenlerin içinde olmakla birlikte illegalite kurallarını uygulayan legal alanlarda aktif çalışabilen yeraltı partisi olmak zorundadır.