Kocaeli Dilovası’nda Ravive Kozmetik fabrikasında meydana gelen patlamada altı işçi yanarak can verdi.
Bu bir kaza değil, cinayettir.
Binada yangın merdiveni yoktu, acil çıkış kapısı yoktu, yangın söndürme sistemi yoktu.
Yani, kârın tek bir damlası bile işçilerin yaşamına harcanmamıştı.
Bu düzen, kâr için insan öldürmektedir.
Sermaye sınıfı bu ülkenin dört bir yanında her gün işçi kanıyla kârını büyütüyor.
Bugün Dilovası’nda, dün Amasra’da, yarın başka bir fabrikada…
İşçiler “iş kazası” denilen ama kapitalist sömürünün doğrudan sonucu olan katliamlarla yaşamdan koparılıyor.
Artık işçi sınıfı yalnızca daha yüksek ücret için değil, yaşayabilmek için örgütlenmek zorundadır!
Çünkü örgütsüzlük, kapitalistin sigortasıdır; işçinin mezar taşıdır!
Bu ölümlerin yaşandığı işyerlerine baktığımızda bir gerçek apaçık ortadadır:
Hepsi sendikasız, örgütsüz, denetimsiz yerlerdir.
İşçi örgütlülüğünü yok eden her yasa, her baskı, her patron düzeni, bu ölümlerin asli failidir.
Bu düzende “denetim” kâğıt üzerindedir; denetçi patronun uşağıdır.
Devletin bakanlıkları, kurumları, müfettişleri işçinin değil, sermayenin hizmetindedir.
Bu devlet işçi sınıfının devleti değildir.
Bu devlet, işçileri ölüme süren, onları açlığa mahkûm eden kapitalistlerin silahlı aygıtıdır.
Dilovası’ndaki yangında işçileri korumayan devlet,
bugün o cinayeti protesto eden gençleri tutukluyor.
Ölenleri değil, direnenleri hedef alıyor.
Çünkü bu devlet, işçinin değil, efendilerinin devletidir.
O yüzden fabrikada işçi ölürken polis protestocuya saldırır,
bakan patronu “geçmiş olsun” diye arar,
yargı suçluyu değil, öfkesini haykıranı cezalandırır.
Bu düzen tepeden tırnağa çürümüştür!
Ve bu çürüme reformla değil, devrimle temizlenir.
Hiçbir denetim komisyonu, hiçbir yasa tasarısı, hiçbir “önlem paketi” bu ölümleri durdurmayacaktır.
Çünkü kapitalist üretimin özü sömürüdür;
kâr varsa kan da vardır.
İşçi sınıfı kendi kurtuluşunu ancak kendi elleriyle kazanacaktır.
Bu devlet yıkılmadıkça, üretim araçları işçilerin denetimine geçmedikçe,
iş cinayetleri, sömürü, baskı ve yoksulluk bitmeyecektir.
Bugün yapılması gereken bellidir:
Fabrikalarda, atölyelerde, şantiyelerde taban örgütleri kurmak!
Her işyerinde işçi komiteleri oluşturmak!
Patronların değil, kendi yaşamlarımızın denetimini elimize almak!
Burjuva devletin karşısına, işçi iktidarının gücünü dikmek!
Bu düzenin adı kapitalizmdir,
onun yasası kârdır,
onun dini sömürüdür.
Bu düzenin karşısında biz, ölümlerle değil örgütlülükle yanıt vereceğiz!
Ya işçiler birleşecek ya da birer birer ölecek!
Ya bu düzen yıkılacak ya da biz yanacağız!
Ama biz biliyoruz:
Yaşamak istiyorsan, örgütlen!
Örgütlenmek istiyorsan, mücadele et!
Bu düzeni yık, kendi işçi devletini kur!