20 Mayıs akşamı Barış İçin Akademisyenler’den, halkın hukukçusu Cenk Yiğiter, evinin önünde silahlı saldırıya uğradı. Katiller seslendi, ateş etti, kaçtı. Kurşun, Yiğiter’in bedenine saplandı ama inancı, direnci, mücadelesi saplanmadı. Çünkü Cenk Yiğiter yalnız değildir. Ve bu memlekette hiçbir devrimci yalnız değildir!
Yiğiter, bu ülkenin savaş politikalarına karşı barış diyen binlerce akademisyenden biridir. 2017’de çıkarılan KHK ile üniversiteden atıldı, susturulmak istendi. Ancak o, hukuku halkın hizmetine koşarak bir kez daha konuştu. Şimdi susturamadıkları sesi kurşunla kesmeye çalışıyorlar. Bu tesadüf değil, bu organize bir mesajdır: “Barış, hukuk ve hak talep ederseniz, sizi hedef alırız.” Cevabımız açıktır: Korkmuyoruz!
Tetiği çeken kimdi bilmiyoruz belki ama emirleri veren düzeni iyi tanıyoruz: Bu düzen, savaşın düzenidir. Bu düzen, KHK’ların, linçlerin, işsizliğin, sürgünün ve şimdi kurşunun düzenidir. Bu saldırının sorumlusu, barış isteyen akademisyenleri hain ilan edenlerdir! Televizyon ekranlarından tehdit savuranlar, linç atmosferini besleyenlerdir!
Susturulmak istenen, Cenk Yiğiter’in şahsında ifadesini bulan entelektüel cesaret, direnişçi akademi ve halktan yana bir hukuktur. Cenk Yiğiter’e sıkılan kurşun, üniversitelere, adliyelere, sokaklara, kampüslere sıkılmıştır. Ama bilsinler: Bu halkın belleği ve yüreği kurşun geçirmezdir.
Bugün Cenk Yiğiter’in yanındayız. Çünkü biz, barış talebini susturulacak bir suç değil, büyütülecek bir mücadele çağrısı sayıyoruz. Çünkü biz, bu düzenin kurşununa karşı halkın yumruğu olmayı seçiyoruz!
Barış akademisyenleri yalnız değildir!
Cenk Yiğiter yalnız değildir!
Faşist terörün kurşunları direnişi durduraz