Yazar: Ali Kemal Taşçı

Buca Belediyesi İşçilerinden İşgal: “Paralarımız Yatana Kadar Buradayız”

Buca Belediyesi’nde aylardır ödenmeyen maaşlar, işçileri işgal eylemine götürdü. Bir yılı aşkın süredir geriye dönük alacakları bulunan belediye emekçileri, son üç aydır tek kuruş maaş almadan yaşam mücadelesi veriyor. İşçilerin isyanı bugün belediye binasının fiili işgaliyle yeni bir aşamaya taşındı. Patronların Krizi, Bedeli İşçilere Belediye başkanı ile sendikanın 6 Nolu Şube Başkanı Değer Yıldız arasında yapılan görüşmede, yönetim yalnızca bir maaşı üç parça halinde ödemeyi teklif etti. Bu, işçiler için alay konusu bir öneriden öteye gitmedi. Yıllardır alın teriyle üreten emekçilere “bir maaşı taksit taksit” dayatmak, kapitalist belediyeciliğin iflasının açık bir göstergesi. Belediyeler, sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda lüks projelere...

Devamını Oku

DeFacto’da 450 İşçiye Toplu Kıyım: Sermaye Krizi İşçi Sınıfına Yıkıyor

Türkiye’nin en büyük 500 şirketinden biri olan DeFacto, genel merkezinde 450 işçiyi toplu halde işten attı. Patron, iş sözleşmelerine koyduğu “sendikal faaliyet yürütmek fesih sebebidir” gibi hukuksuz hükümlerle işçilerin örgütlenme hakkını gasp etmeye kalktı. İşten çıkarma günü işçiler, güvenlik ordusunun kuşatması altında “en fazla üç kişi yan yana durabilir” dayatmasıyla dağıtıldı; ofislere çıkıp arkadaşlarıyla vedalaşmaları bile engellendi. Ama bütün bu baskılara rağmen işçiler, bir araya gelerek toplu işe iade davası açmaya hazırlanıyor. Sermaye, krizin faturasını işçilere kesiyor Hazır giyim sektöründe ihracat daralıyor, iç pazarda ithalat baskısı artıyor. Patronların ilk refleksi: işçi kıyımı. Daha birkaç ay önce mağaza işçilerini sokağa...

Devamını Oku

İşçiler Öldürülüyor: Bu Bir Sınıf Katliamıdır!”

Aksaray’da kan donduran bir cinayet yaşandı. Emekli jeoloji mühendisi Tekin Atılgan (54), çalıştığı dondurma fabrikasından 18 Ağustos’ta çıkarıldı. İki gün sonra hakkını aramak üzere işyerine geri döndü. Çıkan tartışmada fabrika müdürü Yaşar Can Kahya (29) tarafından tabancayla öldürüldü. Katil, işçinin cansız bedenini dondurma dolabına koyup üzerini dondurmalarla kapladı. Ertesi gün bu dolabı kamyona yükletip Niğde’ye götürdü, orada ateşe vererek izleri yok etmeye çalıştı. Başaramayınca cesedi terk ederek kaçtı. Zanlı, polis tarafından Kayseri’de yakalandı ve tutuklandı. Bu olay bir “iş kazası” değildir. Bu, tasarlanmış, soğukkanlı bir işçi katlidir. Patronların ve yöneticilerin işçilere dönük şiddeti, artık sadece iş güvenliği ihmalleri ya...

Devamını Oku

Denizli’de İş Cinayeti, Patronların Suçu ve Irkçı Düzenin İşleyişi

Denizli’deki İş Cinayeti: Yolda Bulduğunu Söyleyen Patron Denizli’de 22 yaşındaki Suriyeli işçi Yasin Bedevi Mafeş’in elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesi, sıradan bir “iş kazası” değil, kapitalist sömürü düzeninin göçmen emeği üzerinden yürüttüğü kanlı işleyişin çıplak bir örneğidir. Patronun, işçiyi kendi fabrikasında çalıştırmasına rağmen cesedi fabrikadan alıp “yolda buldum” demesi, yalnızca bireysel bir ahlaksızlık değil; göçmen emeğine dair sistematik bir zihniyetin dışavurumudur. Patronun gözünde işçi, ne üretim sürecinde bir özne ne de ölümünde yas tutulacak bir insandır. İşçi yalnızca “maliyet unsuru”dur. Göçmen olması, bu değersizleştirmeyi iki kat derinleştirmektedir: hem ucuz çalıştırılan hem de öldüğünde kolayca üzeri örtülebilecek bir “fazlalık.” Bu...

Devamını Oku

“Savunmadan Karşı Saldırıya: Aroma İşçileri ve İşçi Denetiminde Kamulaştırma” Üzerine Perspektifler

Aroma İşçilerinin Çığlığı Bursa’daki Aroma Meyve Suları fabrikasında yaşananlar, Türkiye’de işçi sınıfının nasıl çok yönlü bir kuşatma altında olduğunu bütün açıklığıyla gösteriyor. Fabrika işçileri, bir süredir hem düşük ücret dayatmasına hem de kötü çalışma koşullarına karşı ses yükseltmişti. Ancak işçilerin karşısına yalnızca patron çıkmadı. Patron–sendika bürokrasisi–konkordato yönetimi üçgeninde işçiler tam anlamıyla kıskaca alındı. Fabrika yönetimi, iflası önlemek için konkordato ilan etti. Bu, patronun borçlarını ertelemesini, bankalara zaman kazanmasını sağlarken, işçilerin en temel haklarının gasp edilmesi anlamına geldi. Maaşlar ödenmedi, tazminatlar yok sayıldı. Buna itiraz eden işçiler ise en ağır saldırıyla karşı karşıya kaldı: Kod 49. Patron, işçileri “ahlak ve...

Devamını Oku