Yazar: Ali Kemal Taşçı

JANTSA İşçileri Grev İradesini Kuşandılar

Aydın’da bulunan JANTSA fabrikasında 1.300 işçi, sefalet ücretine, ağır çalışma koşullarına ve artan iş cinayetlerine karşı grev kararı aldı. Birleşik Metal-İş öncülüğünde yürütülen toplu sözleşme süreci, patronun kırıntı dayatmalarıyla tıkandı. İşçiler insanca yaşayacak bir ücret ve iki yıllık güvence isterken, patron kârını koruma telaşında. Ama JANTSA işçileri sessiz kalmıyor! 28 Mayıs’ta grev başlıyor! Bu sadece bir ücret pazarlığı değil, bu bir yaşam kavgasıdır. Metal işçisinin alın teri, patronun kasasındaki sıfırlarla değil, emeğin onuruyla ölçülür! Ağır koşullarda, düşük ücretle, güvencesiz çalışmaya artık yeter diyen JANTSA işçilerinin grev iradesi, tüm işçi sınıfına umut ve cesaret veriyor. Her grev bir okuldur, her...

Devamını Oku

Sefalet Ücreti Dayatması ve Kara Propaganda: CHP’li Bozbey’den BURULAŞ İşçisine Saldırı

20 Mayıs’ta greve çıkacağını duyuran BURULAŞ işçileri, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin patronu CHP’li Mustafa Bozbey tarafından hedef alınıyor. Demiryol-İş Sendikası’na bağlı işçilerin yüzde 47 zam talebine karşı Bozbey yönetimi önce sıfır zam, ardından %10’luk bir teklif sundu. Halihazırda 33 bin TL bandında ücret alan işçilere enflasyonun ve hayat pahalılığının pençesinde bu sefaleti reva gören Bozbey, geri adım atılmayınca bu kez kamuoyu önünde kara propagandaya başvurdu. Bozbey, düzenlediği basın toplantısında “Zammı verirsek ulaşım bilet fiyatı 64 TL olur”, “73 bin TL teklif ettik ama kabul etmediler” diyerek hem işçileri halkla karşı karşıya getirmeye çalıştı, hem de gerçeği çarpıttı. Oysa işçilere teklif...

Devamını Oku

Kapitalizm ve İşsizlik

Giriş Kapitalist sistemde işsizlik bir tesadüf ya da yanlış ekonomi politikalarının sonucu değildir. İşsizlik, sermaye düzeninin bilinçli bir sonucudur ve bu düzenin devamlılığı için gereklidir. Sermayedarlar, işsizlik sayesinde işçi ücretlerini düşük tutar, sendikalaşmayı engeller ve çalışanları daha ağır koşullara razı olmaya zorlar. DİSK-AR’ın 2024 işsizlik raporuna göre, geniş tanımlı işsizlik oranı %28,2’ye ulaşarak pandemi dönemindeki seviyelere yaklaştı. Bu, kapitalizmin krizlere ve sömürüye dayalı yapısının yeni bir kanıtıdır. Ancak işsizliği yalnızca rakamlarla anlatmak yeterli değildir. İşsizlik, milyonlarca insanın açlıkla, borçlarla ve geleceksizlikle karşı karşıya kalmasıdır. Bu makalede, işsizliğin sınıfsal doğasını, toplumsal cinsiyet üzerindeki etkilerini ve işçi sınıfının işsizliğe karşı nasıl...

Devamını Oku

Milli Güvenlik ve Grev Yasakları

Patron örgütü MESS’e bağlı iş yerleri olan Hitachi, GE Grid Solutions ve Schneider Elektrik fabrikalarında süren TİS (Toplu İş Sözleşmesi) görüşmelerinde patronların dayattığı sefalet koşullarından dolayı uzlaşı çıkmayınca işçiler grev kararı aldılar. Grevin başladığı gün Erdoğan’ın imzasıyla resmi gazetede yayınlanan kararla metal işçilerinin grevine 60 gün erteleme yani yasak geldi. Yasak gerekçesi bugüne dek yasaklanan grevlerin gerekçeleriyle aynıydı: Milli Güvenliği Tehdidi AKP iktidara geldiğinden beri 21 grev yasaklandı. Farklı sektörlerden 196 bin 940 işçinin grevi yasaklanırken , en geniş yasak 151 bin 130 işçi ile metal iş kolundadır. Metal iş kolunda yasaklanan grevlerin neredeyse tamamı DİSK’e bağlı Birleşik -Metak...

Devamını Oku

UKKTH’da Israrcı Olacağız

Her geçen gün, oportünist, epigon yerelci sol çuvallamaya devam ettikçe UKKTH’ı savunmak daha da anlam kazanıyor. Devletin çizdiği sınırlar içerisinde, devlet retoriğiyle, burjuva devlet dinamiklerinin açıklarını içselleştirerek ve bu açıkların oluşturduğu tragedyanın da mümessili olarak anlamı yitirilmeye çalışılan UKKTH, tarafımızca, enternasyonal komünist ilkelerin sıkı sıkıya savunulmasına karşın bu zümrenin ağzına sakız edilmeyecektir. Bu bağlamda burjuva devletin hiçbir kurumunun uğradığı niteliksel, niceliksel; stratejik veya manevi kayıplara EKİB olarak ortak değiliz. İşçi sınıfını temsil eden ve toplumun devindirici unsuru olarak gördüğümüz siyasi akımımız ancak bir trajedi konusu olarak, yerelcilikten uzak olarak işçi sınıfının dertlerine ortak olacak, burjuvazinin yegane materyali olan ulus devletçilik anlayışının temel dayanağı olan üst kimlikçilik bağlamında gelişen ulusal problemlerde ezilenlerin dertlerine ortak olacak ve bunlara çözüm arayacaktır. Türkiye özelinde su geçirmez bir gerçekliğe sahip olan bir Kürt sorunu vardır ve bunun tartışılacak bir yönü yoktur. Cumhuriyetin ilk gününden beri Türk üst kimlikçiliği ve Sunni-Türk ideoloji tarafından her alanda sönümlenmeye, asimile olmaya, sistematik soykırıma terkedilmiş bir halk vardır. Bu çelişki, modern ulus devletçiliğin kaçınılmaz açmazlarından sadece biridir. Bu saptama yapıldığı ölçüde zaten bu sorunu çözmeye yönelik gelişecek olan metodolojide, ulus devletçilik dinamiklerinden bağımsız kalmak ve bu devlet modelini karşımıza almamız gerekir. Aksi takdirde revizyonizme, oportunizme bulaşmamak; sağa sapmamak kaçınılmazdır. 1923 paradigmasından bu yana süregelen Türk-Kürt çatışımı sol popülizme bir oyun alanı açmıştır. Kimi akım bu çatışımda “neden sadece fakirler ölüyor” diyerek sorunun aslını görmezden gelerek tatlı tatlı politika üretirken...

Devamını Oku