Yazar: Gamze Kocabayır

Nehirden Denize Özgür Filistin’in Yolu Nereden Geçer? ( Bölüm 1)

1-) YOM KiPPİR savaşının 50. yıl dönümü olan 7 Ekim cumartesi sabahı HAMAS’a bağlı El Kassam Tugayları Siyonist İsrail devletine karşı hem havadan hem karadan saldırı gerçekleştirdi. Gazze’den çok sayıda roket İsrail’in işgal edip yerlerine Siyonizm davasına bağlı sivil işgalciler yerleştirdiği bölgelere atıldı. Siyonist rejim tarafından Gazze’ye örülen teller yıkıldı Siderot gibi işgal edilmiş kentler ele geçirilmekle birlikte, birçok kışla, karakol HAMAS tarafından ele geçirildi. Birçok asker ve sivil esir alındı. HAMAS Filistin’li tüm güçleri bu direnişe destek olmaya çağırdı. Bu çağrıdan hemen sonra Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, İslami Cihad gibi Gazze’de bulunan tüm Filistinli gruplardan operayona fiili destek açıklaması geldi. İsrail Başbakanı Netanyahu eşi benzeri görülmemiş bir bedel ile Gazze’den intikam alma sözü verdi. Yaşanan süreç 75 yıldır devam eden, işgal, katliam, yerinden etme, soykırıma dayalı, teokratik ırkçı Siyonist rejimin varlığının kaçınılmaz sonuçlarındandır. Gazze bir açık hava hapishanesine çevrilmiş, en temel yaşamsal ihtiyaçlara abluka konulmuş, sistematik olarak saldırıların ve toplu katliamların gündelik hayatın rutine dönüştüğü bir hale evrilmiştir. Bu koşullar altında Filistin’de hiçbir zaman direniş sönümlenmemiştir. İşgalci, ırkçı siyonist İsrail devletine karşı Filistin halkının kendisini savunması, işgale ve kendisine yöneltilen Siyonist imha savaşına karşı direniş içerisine girmesi haklı ve meşrudur. Hamas vb cihatis grupların Filistin’de belirleyici bir güce sahip olması, Filistin davasının tarihsel haklılığına gölge düşürmez. Filistin konusundaki kalkış noktanımızı şu şekilde özetleyebiliriz: Filistin halkının esaret zincirinden kurtulması için, Ortadoğu’ya Barış gelmesi için Siyonist İsrail devletinin imhası şarttır....

Devamını Oku

Artsakh( Dağlık Karabağ) da İşgale, İstilaya, İlhaka, Tehcire, Dur De!

19 Eylül’de Azerbaycan ordusu Dağlık Karabağ’da anayasal düzeni yeniden tesis etmek, terörle mücadele etmek gibi bahaneleri öne sürerek işgal operasyonu başlatmıştır. Yaklaşık 35 yıldır devam eden Azerbaycan-Ermenistan arasındaki sorunlu bölge Dağlık Karabağ (Artsakh) bir kez daha sıcak savaş şeklinde kendisini var etmiştir. 1998-94 ve 2020 sonbaharında 44 gün süren Dağlık Karabağ Savaşı küllerinden yeniden doğmuştur. Otokrat kasap Aliyev niyetini açık bir şekilde defalarca kez beyan etmiştir. “Karabağ’da sadece 120 bin Ermeni yaşıyor. Bunlar ya bizim varlığımızı ve egemenliğimizi kabul ederler, yada yok ederiz. Biz buraya kendi vatandaşlarımızı getirip yerleştireceğiz.” Aliyev 61. Doğum günü sırasında yaptığı konuşmada Karabağ’dan sonra sıranın...

Devamını Oku

Deprem ve Devlet Üzerine Militan Notlar Bölüm 2

Faşist Terör ve OHAL’E Karşı Mücadele 10-) Deprem enkazı 20 yıllık çürümüş cesede dönmüş olan Erdoğan rejiminin de enkazıdır. Erdoğan iktidarının deprem boyunca yapmış olduğu her hamle kendi iktidarlarının bekasına yönelik bir hamle olmakla birlikte seçime yönelik de bir hazırlık sürecidir. Bu deprem güç kaybeden eriyen Erdoğan rejiminin içinde bulunduğu siyasi krizi ve çürümeyi derinleştirici bir etkiye sahiptir. Erdoğan’ın en büyük avantajı en az onun kadar basiretsiz ve silik muhalefetin var olmasıdır. Millet İttifakı Erdoğan’ın içinde bulunduğu bu açmazlardan kurtaran can simidi işlevi görmektedir. Unutulmaması gereken gerçeklik şudur ki; Karşısındaki hükümet kayyum hükümetidir. Karşımızdaki rejim OHAL rejimidir. Temel gıdası gasp, yağma, sömürü ve faşist terördür. Bu ablukayı ancak ve ancak emekçilerin kitlesel militan seferberliği dağıtabilir. 11-) Depremin daha ilk gününden emekçi sınıfların tabandan gelişen bir dayanışma seferberliği içine girmeleri, devletin depreme hiçbir faydasının dokunmaması kitlelerde hükümetin ve devletin tüm meşruluğunun sorgulanmasına ve devletin tüm itibarının halkın gözünde ciddi oranda zedelenmesine yol açmıştır. Tam da bu ortamda Ümit Özdağ gibi tescilli Nazi artıkları devreye girerek, ırkçı pogromlar, faşist terör eylemleri örgütlemek için üst düzey provakatif faaliyetler içinde bulundu. Faşistlerin karakteristik bir özelliği vardır: Bir kriz anında egemen sınıfları, iktidarı, devletin kolluk güçlerini kendi iktidarına ikna etmek için toplumun en zayıf ve korumasız olduğu düşünülen kesimlerine karşı ısrarlı bir düşmanlaştırma kampanyası gerçekleştirirler. Bu krizin tüm faturasını toplumun en ezilen, örgütsüz, saldırıya en açık kesimlerine yöneltirler. Bu kampanyaya dahilinde linç, öldürme, sürgün,...

Devamını Oku

Deprem ve Devlet Üzerine Militan Notlar ( Bölüm 1)

1-) 6 Şubat sabahı Merkez üssü Maraş’ın Pazarcık İlçesinde saat 04:17’de 7.7 büyüklüğünde, aynı gün öğlen saat 13:24’te Merkez üssü Maraş’ın Elbistan ilçesinde 7.6 şiddetinde deprem gerçekleşti. Bu deprem Maraş, Hatay, Kilis, Malatya, Adıyaman, Gaziantep, Adana, Osmaniye, Şanlıurfa Diyarbakır’da büyük yıkıcı etkilere neden oldu. Birçok İl ve İlçe neredeyse haritadan silinmiş durumdadır. Deprem sadece Türkiye sınırları içinde etkili olmadı, Suriye’de de ciddi etkilere neden oldu. Suriye’de Halep depremden en çok etkilenen bölge oldu. Afrin başta olmak üzere Rojava’nın batı kentlerinde ciddi hasar ve can kaybı söz konusudur. Türkiye’deki deprem bölgesinde hastaneler, karakollar, havaalanları, şehirler arası otoyollar, köprüler, birkaç yıllık binalar dahi yerle bir olmuş durumdadır. Bu makalemizin kaleme alındığı zaman diliminde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, hayatını kaybedenlerin sayısının 24 bin 617’ye yükseldiğini, 80 bin 278 kişinin ise yaralı olduğunu açıkladı. Türkiye tarihinin en yüksek tesirli depremlerinden biriyle karşı karşıyayız. Bu depremin en büyük bedelini Türkiye emekçi halkları canıyla kanıyla ödemektedir. 2-) Deprem kuşkusuz ki bir doğal afettir, Türkiye sınırlarının önemli bir kısmından fay hattı geçmektedir. Bu özelliği itibariyle Türkiye bir deprem ülkesidir. Bu coğrafyada hiçbir zaman depremler eksik olmayacaktır. Kuşkusuz ki deprem bir doğal afettir, fakat depremin sonuçları hiçbir zaman doğal değildir. Depremin sonuçları tamamen sınıfsal ve politik bir olgu olmakla birlikte kapitalizmin kaçınılmaz sonuçlarından birisidir. Çünkü kapitalizm sınıflı ve eşitsiz bir toplumdur. Tüm yaşamsal fonksiyonları eşitsizlikler üretir. Doğal afet karşısında da, savaşta da, barışta da, ekonomik büyüme döneminde...

Devamını Oku

Hiperenflasyon ve Küresel Yoksulluğa Karşı Küresel Mücadele Programı

Giriş Burjuvazi çürümüş zombileşmiş sistemini biraz daha yaşatmak, ayakta tutmak için çırpınıyor. Her adımı insanlığı ve tüm canlı türlerini barbarlık içinde yok oluşa doğru sürüklemektedir. Tarih boyunca kapitalizmin tüm krizleri, başka daha büyük krizlerin nesnel zeminini hazırlayarak aşmıştır. Kısacası kapitalizmin herhangi bir sorun karşısında yaratmış olduğu tüm çözümler yeni daha büyük bir sorunun doğmasına neden olmuştur. Zombileşmiş, yaşlanmış, bitkisel hayata girip can çekişen kapitalizm bugün tarihinin en büyük kriz ve sorunlarını eş zamanlı olarak küresel ölçekte yaşamaktadır. Kapitalizmden önce dünya üzerinde gelip geçmiş çeşitli toplumsal düzenleri bir daha geri gelmemek üzere tarihin çöp sepetine sürükleyen akıbet, bugün kapitalizm için bekleme odasındadır. Kapitalist sistem artık kendisini ileriye götürememekte, varlığını tüm insanlık ve canlı türleri için sürekli yıkımlar gerçekleştirerek sürdürmektedir. Kapitalizmin büyük tarihsel buhranı olan 1929 çöküşünden sonra bile, çöküş bütün büyük kapitalist ülkelere eş zamanlı olarak etkilemedi. ABD krize ilk girendi, ardından Almanya sonra Britanya girmişti. 1934’te Fransa krize girdiğinde ABD krizden çıkma aşamasına girmişti. Bugün ise yaşanan tüm krizler küresel bir boyut almakta, çözüm için küresel bir eylem programını dayatmaktadır. Kapitalizmin milli devletler sistemine dayanan dikenli tellerle çevrili hudutlu sistemi, korumacılık politikaları bunun önündeki en büyük engeldir. SSCB’nin ve onun uydularının kapitalizme entegre olmasıyla burjuvazi tarihin sonunu ilan etse de, yaşanan süreci yeni dünya düzeni ve küreseleşme olarak tanımlasa da, o dönemlerde dini ayinlerde tekrarlanan dualar gibi tekrarladığı tüm hurafeler, hayatın olağan akışı tarafından milyon kez tuzla buz olmuştur....

Devamını Oku