Yazar: Musa Kılıç

Selehattin Demirtaş’a Tutuklama Kararı

HDP’nin bir önceki dönemki Eşbaşkanları Selahatin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’a tahliye kararı verilip, tahliye edilmesi beklenirken Erdoğan tekara gerekeni yaparak, kendi hukuk kurallarına askıya alarak yeniden bir dosya açılıp yeni bir tutuklama kararı verdirdi. HDP’nin bir önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahatttin Demirtaş’ın tahliye edilmesi beklenirken yeni bir gelişme yaşandı. Mahkeme, Demirtaş’ın cezaevinde kaldığı yaklaşık 25 aylık sürenin 4 yıl 8 aylık hapis cezasından düşülmesi kararını aldı ancak Ankara savcılığı aynı davadan yeni bir soruşturma başlatarak Yüksekdağ ve Demirtaş’ın tutuklanmalarını talep etti. Sulh Ceza Hakimliği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebini görüşmeye başladı. Hakimlik, 3 avukatın savunma yapmasına karar verirken Demirtaş ve Yüksekdağ’ın da duruşmada SEGBİS ile savunma yaptı. Savunmaların ardından mahkeme Demirtaş ve Yüksekdağ’ın tutukluluğuna devam kararı verdi. Daha öncede Demirtaş için AİHM tahliye kararı vermişti, fakat Erdoğan gerekeni yaparız diyerek, jet hızıyla mahkemeler cezası keserek Demirtaş hükümlü konumuna düşürülmüş böylece tahliyenin önü kapanmıştı. Demirtaş’ın hapiste kaldığı süre aldığı cezadan mahsup edildiğinde tahliye hakkını kazanıyordu. Yasal olarak tahliye olmasının önünde hiçbir engel yokken, iktidarın siyasi kalkanına dönmüş olan yargı Demirtaş’ı içeride tutmanın kılıfını dizayn etmişti bile. Erdoğan bu karardan sonra verdiği demeçte talimatın kendisinden geldiğini açıkça doğrulayan cinstendi. Erdoğan’ın yaptığı açıklma şöyleydi:” Sokağa insanları çağırıp ondan sonra Diyarbakır’da 53 evladımızı öldürenleri bu millet unutmuyor ve unutmayacaktır da. Sonuna kadar bu işin takipçisiyiz, takipçisi olacağız. Bunları bırakamayız. Eğer biz bırakırsak ebedi alemde şehitlerimiz bize bunun hesabını sorar” Erdoğan kürt halkına yönelttiği...

Devamını Oku

10 Eylül 1920: Hangi TKP?

10 Eylül 1920 Türkiye’de Komünizm ve sınıflar mücadelesi için tarihi bir gündür. 10 Eylül 1920’de kurulan TKP insanlık tarihinin en büyük devrimi olan Ekim Devriminin içinde doğmuş ve Ekim Devrimini dünyaya taşıma gayesiyle kurulmuş olan Komünist Enternasyonel’in Türkiye seksiyonu olarak inşa edilmiştir. 1920 TKP’sinin tarihsel önemi programının Bolşevizmin evrensel ilkeleri olan Komünist Enternasyonel’in programına dayanmasıdır. Bunu ve programın öğretilerini görmezden gelinerek yapılacak her değerlendirme Komintern TKP’sinin tarihsel özünü hasır altı etmektir. Bu açıdan 1920 TKP’sine biz Enternasyonal Komünist Militanlar gelenek sorunu olarak yaklaşırız. Geleneği konusunda somut netliği olmayan bir komünist hareketin varlığını sürdüremeyeceği gibi salt gelenek üzerinden kendisini var...

Devamını Oku

Bir İntikam Davası: Kaftancıoğlu

Erdoğan rejimi yıllardır yargıyı kendi muhaliflerine karşı bir kalkan olarak hatta bir intikam aracı olarak kullanmaktadır. Mahkemeler saraydan aldığı talimatla hareket etmekte, rejiminin muhalifleri uydurma iddianameler ve tiyatro oyununa dönmüş mahkemelerle hapse tıkılmakradır. Bunun son örneği dün gerçekleşen CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun mahkemesidir. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu yedi yıl önce yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle toplam 9 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Canan Kaftancıoğlu sosyal medya paylaşımları nedeniyle “terör örgütü propogandası yapmak”, “kamu görevlisine hakaret”, “Cumhurbaşkanı’na hakaret”, “Türkiye Cumhuriyeti’ni alenen aşağılama” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçlamalarından hapis cezasına çarptırıldı. Kaftancıoğlu’na örgüt...

Devamını Oku

Kayyumlara Tepki Büyürken…

Amed, Wan, Mérdin Büyükşehir Belediyelerine atanan kayyumdan sonra, tepkiler ve eylemler istikrarlı bir şekilde devam ediyor. Özellikle 1 Eylül Dünya Barış Günü eylemleri ülkenin dört bir yanında kayyumlara karşı kitlesel protesto mitinglerine dönüştü. 2016 Yılında kayyum darbeleri olduğunda hatrı sayılır bir eylemlilik süreci yaşanmamakla birlikte bugünkü gibi meşruiyet krizi de boy göstermemişti. 18 gündür özellikle Kürt kentlerinde halkın tek gündemi kayyumlar ve ona karşı protestolar olmuştur. Kürt kentlerinde yaptığı araştırmalarla adını duyuran, bu alanda otorite hâline gelmiş Rawest araştırma şirketinin bölgede yaptırdığı araştırma sonuçlarına göre; Her 4 kişiden 3’ü kayyumlara karşı. CHP’nin de daha ilk günden kayyumlara karşı tutum...

Devamını Oku

Sendikal Bürokrasiye Karşı Program

TÜRK-İŞ ile AKP arasında yapılan, 200.000 kamu işçisini ilgilendiren sözleşmede TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay’ın mikrofon kazasından sonra TÜRK-İŞ’in TİS tiyatrosu ve işçi sınıfına ihaneti su yüzüne çıkmıştır. Bu olaydan sonra TÜRK-İŞ, Başkan Ergün Atalay ve 200.000 işçinin yaşamını ilgilendiren toplu sözleşme meşruiyet kaybı yaşamıştır. Gerek işçilerden gerekse de toplumsal muhalefetin tüm kesimlerinden TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay’ı istifaya davet eden talepler çığ gibi büyümektedir. Ergün Atalay mikrofon krizinden sonra iki kere TV karşısına çıkıp durumu kurtarmaya çalışsa da, konuştukça iyice batmıştır. Atalay’ın ilk açıklaması “özrü kabahatinden büyük” denilecek tarzdaydı. Atalay açıklamasında KHK ile kadroya geçen taşeron işçilerin toplu sözleşme görüşmelerine...

Devamını Oku