Çolakoğlu Metalurji’de 100–150 işçi “46” kodu ile tazminatsız işten atıldı. Tek satırlık iddialar, işçilerin hayatını karartıyor. Kod 46, bireysel suçlara değil, işçi sınıfına yönelik sistematik bir saldırıya dönüşmüş durumda.
Dilovası’nda bulunan Çolakoğlu Metalurji fabrikasında yaşanan son işten çıkarmalar, bir kez daha sermaye düzeninin acımasız yüzünü açığa çıkardı.
Fabrikada 100 ila 150 işçi, SGK çıkış kodu 46 kullanılarak tazminatsız biçimde kapı önüne konuldu.
Aralarında ameliyat ve tedavi sürecinde olan işçiler de var.
Patronun tek bir “kod”la gerçekleştirdiği bu işlem, yalnızca bireysel bir fesih değil, örgütlü işçi sınıfına yöneltilmiş sistematik bir saldırıdır.

KOD 46: HUKUKİ MADDE GÖRÜNÜMLÜ SİLAH

SGK’nın 46 numaralı kodu, “işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması, hırsızlık yapması, meslek sırrını ifşa etmesi” gibi gerekçelere dayandırılıyor.
Ancak bu madde, fiilen patronların tazminat ödemeden işçi atma yöntemi hâline getirilmiş durumda.
Bir işçinin özlük dosyasına bu kod işlendiğinde, kıdem ve ihbar tazminatı hakkı yok oluyor, aynı zamanda “yüz kızartıcı suç” damgası işçinin üstüne vuruluyor.
Bu lekeyi taşıyan işçi, başka işyerlerinde neredeyse hiçbir yere alınmıyor.

Peki soralım: 100–150 işçi aynı anda nasıl hırsızlık yapabilir?
Fabrikanın her yanı kamera, her giriş çıkış kart okuma sistemiyle denetleniyor.
Ama patron bir tek kamera kaydı bile sunmadan, yüzlerce işçiyi “Kod 46” ile kapı önüne koyuyor.
Bu açık bir iftiradır, patronların elinde işçiyi susturmak, hak arayışını bastırmak ve tazminattan kurtulmak için kullandıkları bir silahtır.

HIRSIZ KİM?

Gerçek hırsız kimdir?
Üretilen değerin tamamına el koyan, makinelerin başında saatlerce alın teri döken işçiye asgari ücret reva gören, servetini onların sırtından büyüten patron değil midir? Marksist bir bakışla ifade edelim: Sermaye, birikmiş emeğin başka bir adıdır. Patronun serveti, işçinin çalınan emeğidir. O hâlde Dilovası’nda yaşananlar, bireysel bir “işten çıkarma” değil, kapitalist mülkiyet düzeninin işçi sınıfına karşı kurduğu sınıfsal bir suç mekanizmasıdır.
Kod 46, bu suçun “yasal” görünmesini sağlayan makyajdır. Eğer ortada gerçekten bir “hırsızlık” varsa, neden patron suç duyurusunda bulunmuyor Çünkü ortada bir suç değil, bir plan var: Tazminattan kurtulmak, direnişi kırmak, işçiyi damgalamak!

KOD 46: İŞÇİ SINIFINA KARŞI TOPLU SALDIRI

Bu kodla işten atılan yalnızca birkaç kişi değildir; tüm işçi sınıfıdır. Çünkü bu uygulama, her işyerinde “sus, yoksa seni de 46 yaparım” tehdidiyle yayılıyor. Kod 46, bireysel suçlara yönelik bir yaptırım değildir —
patronun elinde işçiye yöneltilmiş bir silah, işçinin elinden alınmış bir haktır. Bir işçinin emeğini, onurunu, geleceğini tek satırlık bir kodla yok etmek, kapitalist sistemin bütün çürümüşlüğünü özetliyor.
Bu sistem, işçinin sırtında yükseliyor; ve şimdi, o sırtı ayakta tutan elleri “suçlu” ilan ediyor.

NE YAPMALIYIZ?

Bu saldırıya karşı cevap, bireysel değil sınıfsal olmalıdır.

Birleşik Direniş: Kod 46 ile işten atılan tüm işçiler ortak platformda birleşmeli, birlikte dava açmalı, birlikte ses çıkarmalıdır.

Sendikal Seferberlik: Tüm sendikalar, işçi inisiyatifleri ve taban örgütleri dayanışma kampanyası başlatmalıdır.

Kamuoyu Baskısı: Fabrika önlerinde, meydanlarda, dijital mecralarda bu hukuksuzluğa karşı ses yükseltilmelidir.

Sınıfsal Siyaset: Kod 46 gibi maddeleri ortadan kaldıracak, işçinin onurunu koruyacak gerçek çözüm, kapitalist düzene karşı örgütlü mücadeledir.

SON SÖZ: BU SİLAHI İMHA ETMEK İŞÇİ SINIFININ GÖREVİDİR

Kod 46, patronların elinde işçiyi susturan, tehdit eden, yoksullaştıran bir silahtır.
Bu silah, yalnızca mahkeme salonlarında değil, fabrika önlerinde, direniş alanlarında etkisiz hâle getirilebilir.
Çünkü bu kodu üreten düzen, işçinin terini sömüren, emeğini değersizleştiren kapitalist düzendir.
Bu düzende suçlu, işçi değil — patron sınıfıdır.

Gerçek çözüm, sömürünün kökünü kazıyacak, işyerlerini işçilerin denetimine alacak,
kamulaştırma ve işçi konseyleri temelinde örgütlenecek sosyalist bir işçi iktidarıdır.
Kod 46’yı, işçi sınıfının birliğini ve örgütlü gücünü büyüterek tarihin çöplüğüne göndereceğiz.