Her yaz ormanlar cayır cayır yanıyor. İzmir’de Buca, Ödemiş, Çeşme; Akdeniz’de Hatay, Antalya… Doğa kül olurken halk, kendi olanaklarıyla alevlere karşı savaşıyor. Bu felaketin adını doğru koyamazsak, bu felaketlere karşı etkili bir mücadele yürütemeyiz. Yaz mevsiminde kronik hâle gelmiş bu yangınlar bir “doğal afet” değildir. Bu felaketlerin gerçek adı, kapitalist talan, özelleştirme politikaları ve AKP-Erdoğan rejiminin rantçı, sermaye yanlısı yönetimidir.
Doğa Değil, Rejim Krizi: Yangınların Gerçek Nedenleri
İklim krizinin etkisi yadsınamaz. Ama mesele yalnızca kuraklık ya da sıcak hava değil. Ormanlar neden korunmuyor? Neden her yıl aynı bölgeler yanıyor? Neden yangın söndürme filosu hâlâ yetersiz?
Çünkü AKP iktidarı, doğayı korumak değil, satmak istiyor. Ormanları, kıyıları, zeytinlikleri sermayeye açmak için gözünü kırpmadan yakıyor, sattırıyor, imara açıyor. Yanan her bölge, ertesi yıl ya turizm projesiyle ya da maden ruhsatıyla karşımıza çıkıyor.
Bu bir doğa felaketi değil, politik bir suç zinciridir; kapitalist vahşetin, sermaye haydutluğunun dışa vurumudur.
🚁 Helikopter Yok, Ama Polis TOMA’sı Hazır
Her yıl aynı tablo: Helikopter geç gelir, uçaklar kaldırılmaz, yangına geç müdahale edilir. Ama işçi direnişi varsa, kadın yürüyüşü varsa, öğrenci forumu varsa, polis anında TOMA’yla oradadır.
Buradan şu sonuç çıkmaktadır: Devletin önceliği doğayı korumak değil, sermayeyi ve kendi iktidarını korumaktır. Yangına değil, halka savaş açan bir rejimle karşı karşıyayız. Bu devlet bizim devletimiz değildir; bir avuç asalak burjuvanın devletidir. Öncelikleri hiçbir zaman değişmeyecektir. Ne zaman ki emekçiler ve ezilenler devrimci yöntemlerle bize ait olmayan bu devleti imha edip, bize ait olan işçi-emekçi sovyetlerini kuracaktır; işte o zaman her şey kökten değişecektir.
🌱 Köylüler, Gençler, Halk Kendi Olanaklarıyla Mücadelede
Devletin olmadığı yerde, orman köylüleri, gençler, yerel halk ellerinde kürek, battaniye, hortumla yangına koşuyor. Bu özveri, halkın doğasına nasıl sahip çıktığını gösteriyor. Ama bu, devletin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Yangınla mücadele bireyin değil, kamunun görevidir. Bu görev yıllardır yerine getirilmiyor; çünkü Erdoğan rejimi doğayı kamusal varlık değil, özel mülk olarak görüyor.
🌍 İklim Krizi mi? Hayır: Kapitalizm Krizi
TMMOB’nin raporlarına göre, yangınların yayılmasında yalnızca hava sıcaklıkları değil; enerji altyapısındaki özelleştirme ve denetimsizlik de doğrudan etkili. Elektrik hatlarının bakımının yapılmaması, koruma şeritlerinin temizlenmemesi, yangınları tetikliyor.
Çünkü enerji dağıtımı artık şirketlerin elinde. Bu şirketler bakım masrafından kaçıyor, denetim yapılmıyor. Sonuç? Ocak 2024’te Diyarbakır–Mardin arasında çıkan yangında 15 kişi hayatını kaybetti. İzmir’de yağmur sırasında açıkta kalan elektrik kablosu, iki genci öldürdü. Bu ölümlerin sorumlusu kim?
Cevap basit: Kâr için doğayı ve halkı ateşe atan bu düzenin başındaki AKP–Saray rejimi.
💰 Yağma ve Talan Düzeninin Aktörleri: İktidarın Gözdeleri
Enerji şirketlerinin özelleştirilmesinden en çok kim kazandı?
Limak (Cengiz–Limak–Kolin üçlüsü)
Sabancı Grubu
Alarko Holding
Zorlu Enerji
Bereket Enerji
Bu şirketler, Erdoğan döneminde milyarlarca liralık kamu varlığını ucuza kapattı. Denetim yok, sorumluluk yok, ceza yok. Gençleri, gazetecileri gözaltına alırken mahir olan iktidar, bu talan baronlarına tek kelime etmiyor.
Çünkü bu rejim sadece gerici değil, organize bir yağma düzenidir.
💣 Aşırı Sağdan Komplo: Gerçeği Gizlemenin Yolu
Her yangında olduğu gibi, bu yıl da sağcı troller “sabotaj”, “ajanlar” söylemini yayarak halkı yanıltmaya çalıştı. Ama artık kimse bu senaryolara inanmıyor. Bu algı operasyonları, gerçeği gizlemek içindir: Rejimin sorumluluğunu örtmek, suçu halka yıkmaktır.
Her kriz anında olduğu gibi, aşırı sağcı odaklar devletin ve sermayenin imdadına yetişmek için üst düzey çaba harcamaktadır. Bu durum, eşyanın tabiatı gereği böyledir. Çünkü dünyanın her yerinde, tarihin her döneminde faşistlerin ipi sermaye sınıfının elinde olmuştur.
✊ Çözüm: Doğayı Kurtarmak İçin Sermaye Düzenini Yıkmak
Ormanlar kamusal mülktür, pazarlanamaz.
Zeytinlikleri yok eden Maden Yasası iptal edilsin.
Enerji ve altyapı, işçi denetiminde kamulaştırılsın.
Yangınla mücadele kurumsallaşsın, tüm doğal alanlar koruma altına alınsın.
Rant için doğayı yakanlar yargılansın.
> Bu rejim yalnızca özgürlüğümüzü, emeğimizi değil;
doğamızı, suyumuzu, toprağımızı da gasp ediyor.
Kapitalist talana karşı mücadele, yaşamı savunma mücadelesidir.
Doğayı kurtarmak istiyorsak, Erdoğan rejimini yıkmak zorundayız!